Leonardo da Vinci Kimdir? (Bölüm: I)

Nisan 23, 2018

Geçtiğimiz günlerde İrlanda'nın gizli bahçelerini araştırırken ufacık bir detay ilgimi çekti: Powerscourt bahçesinde yer alan Leonardo büstü.
Heykel beni o kadar çok etkiledi ki, büyük deha Leonardo ile ilgili mutlaka bir şeyler yazmam gerektiğini hissettim.
Ve henüz eserlerini inceleme fırsatı bulamadığım için hazırladığım biyografi yazı dizisinin birinci bölümü ile birlikte karşınızdayım.
Onun hakkında o kadar çok bilgi ve aktarılması gereken o kadar çok duygu var ki bunu ne yazık ki tek bir yazıda yapamayacağım.


Öncelikli olarak onun nasıl bir dünyaya gözlerini açtığını inceleyelim isterim. 1452'li yıllarda Floransa genel olarak nasıl bir yerdi?

1451 yılında, Sultan II. Mehmed (Fatih Sultan) kuşatma planlarını yaparken İstanbul karışıktı ve 1453 yılında şiddetli çarpışmalar sonunda şehir Osmanlı Türklerinin eline geçti. Aralarında filozoflar, rahipler ve öğretmenlerin bulunduğu Yunan akademisyenler şehirden kaçtılar. Birçoğu Floransa'ya gidip soylu ailelerin yanında öğretmenlik yapmaya başladılar. Tabii ki giderken yanlarında antik metinler, Yunan ve Roma'ya ait bilgileri de götürdüler. Böylece Floransalı soyluları Platon, Aristoteles ve Vergilius gibi düşünürlerin eserlerini okumaya ve Hümanizma ile Yeni Platonculuk üzerine çalışmaya ittiler. Sonuçta şehirde Roma geçmişine olan ilgi arttı ve bunun üzerine Roma dönemine ait yöntemlere dayanan klasik mimari ve heykeltıraşlık gelişti. Tanrının kölesinden çok bir yansıması olarak insan fikrine dayanan hümanist görüş, zengin kesim ile birlikte sanatçıların statüsünün de artmasına neden oldu.

Leonardo da Vinci, daha çok ressam ve heykeltıraş olarak bilinir. Öbür yandan, bir mimar ve mühendis olarak yaptıkları, bir anatomi uzmanı ve doğa bilimci olarak yaptığı keskin gözlemlerini tamamlar. Aynı zamanda üretken bir yazardır. Onun bilmeye yönelik ateşli tutkusu, erken yaşlarından itibaren onu çeşitli konular üzerinde sayısız not almaya ve bu notları defterinde biriktirmeye itmiştir. Ancak şu da var ki, bütün bu notlar insan olarak Leonardo üzerine çok az şey söylemektedir. Bu yüzden burada asıl amaçladığım şey, onu biraz daha yakından tanıyabilmek...

Leonardo, 1452 yılının ılık bir bahar gününde (15 Nisan), Floransa yakınlarında dağlık bir Toskana köyü olan Vinci'nin Anchiano mezrasında dünyaya geldi. Annesi Caterina bir köylü kızı, babası Ser Piero di Antonio da Vinci ise genç bir noterdi. Baba tarafından noter ve yargıçlardan, anne tarafından da köylü ve işçilerden oluşan büyük bir ailesi vardı. Aynı zamanda gayrimeşru bir çocuktu çünkü annesi ve babasının ilişkisi sürekli değildi. Yine de bu durum o dönemlerde eğer aile çocuğu kabul ederse yadırganmazdı ve doğan çocuk diğer çocuklar ile aynı muameleyi görebilirdi. Leonardo 5 yaşına geldiğinde, dedesi Ser Antonio onu yetiştirmeyi kabul ederek evinin kapılarını açtı. 28 Şubat 1457 tarihli vergi beyanı listesinde onun bir "bocco" (beslenecek ağız) yani vergiden düşülecek muhtaç kimse olarak kaydedildiğini görüyoruz. Bu tarihten önce kiminle ve nerede yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir.

Montalbano'nun yamaçlarında yer alan Vinci köyü, zeytin ağaçları ve bağlarla bezeli yemyeşil bir manzaraya sahiptir. Leonardo Vinci'de yaşarken doğa ve kırsal bölgelere olan ilgisi de onunla birlikte büyümeye başladı. Daha çocuk yaşta bile vahşi hayvanlardan böceklere, çiçeklerden ağaçlara doğanın tüm biçimlerini gözlemliyor ve taslaklar çiziyordu. Onun yaşadığı bölgeyi sevmesinde, dedesi ve amcasının etrafını incelemek için yaptığı teşviklerin de rolü büyüktür.

Giorgio Vasari'nin biyografi kitabını incelediğimizde, onun doğuştan "güzellik, erdem ve yetenekle" ödüllendirildiğinden ve büyük dehasından söz ettiğini görürüz. Bu ifade Leonardo öldükten sonra bile Vasari'nin ona ne kadar çok saygı duyduğunu gözler önüne seriyor. Ve yine aynı kitapta Leonardo'nun pek çok işi başardığını ama birçok projesini de yarım bırakmak zorunda kaldığını, çünkü tek bir işe kolaylıkla odaklanamadığını anlatır. Bu durumu birlikte yaşadığı dedesi ve amcası başta olmak üzere, öğretmenleri ve onunla tanışan diğer herkes kolayca fark edebiliyordu. Etrafındaki herkesi sorguya çekerek onları bitmek bilmez sorularıyla canlarından bezdirirdi. Ayrıca farklı uğraşlar peşinde koşan oldukça azimli bir kişiliğe sahipti. Söylediği şarkılara doğaçlama eşlik edebilmek için lir çalmayı bile öğreniyordu. Gençliğin de verdiği enerjiyle adeta sabırsız ve iştahlı bir şekilde bir uğraştan diğerine atlıyordu.

Yine Vasari'nin anlattığına göre oldukça güzel bir fiziğe sahipti ve büyüdükçe yakışıklı bir gence dönüşüyordu. Aynı zamanda elleriyle at nalını bükebilecek kadar güçlüydü de. Nazik bir doğası vardı. Cana yakın hali etrafındakilerin ilgisini çekiyordu. Eğitimli olan akrabaları ve öğretmenleri onun üzerine titremeye ve geleceğiyle yakından ilgilenmeye başladılar. Gayrimeşru bir çocuk olduğu için babasının sahip olduğu mesleği seçemeyeceği için zaten ilgi duyduğu sanat, edebiyat, doğa tarihi gibi alanlara yönelmesi için onu teşvik etmeye başladılar. Okuma yazma ve aritmetiğe dair temel bilgileri ise saygın öğretmenlerden edinmiştir. Floransa'da onun resmi bir okula gittiğine dair herhangi bir belge günümüze ulaşmadı. Ancak onun benim de yaptığım gibi, kendi kendine Latince öğrendiğini biliyoruz. Leonardo, kendisine belki de sosyal statü bakımından resim ve heykelle, doğayla uğraşmaktan daha yüksek bir meslek bulabilirdi ancak içindeki dürtü kendisini sürekli olarak bu alana itiyordu. Hal böyle olunca da sevgili babası, onun için Floransa'da bir çıraklık işi aramaya başladı.

Leonardo Vinci'de yaşarken birçok çizim ve taslak üretmişti. Bu çalışmaları toplayıp bir dosya haline getiren babası, Leonardo'nun gelecek vaat edip etmediğini öğrenmek için dosyayı bir aile dostuna götürdü: Floransa'daki en ünlü atölyeyi işleten heykeltıraş, mücevher tasarımcısı, ressam ve çizer Andrea di Michele Cione, yani bilinen adıyla Andrea del Verrocchio. Verrocchio, çocuğun yeteneğine hayran kaldığını ve derhal yetiştirilmesi gerektiğini söylemiştir. Ve böylece Leonardo, onun da çok hoşuna gidecek bir şekilde, Verrocchio'nun atölyesine kabul edilmiştir. Çünkü Leonardo resim, heykel ve mimari dahil sanatın bütün alanlarıyla ilgilidir. Daha sonra rakibi olacak ve ressam değil, yalnızca heykeltıraş olmak isteyen ressam, heykeltıraş ve mimar Michelangelo'nun aksine bütün sanat dallarını kucaklamaya hazırdır. Çıraklığa başladığı kesin yılı belirlemek oldukça zordur. Fakat hemen hemen bütün tarihçiler 1468-69 yıllarında uzlaşır. Leonardo'nun Floransa'daki varlığının kanıtı, dedesinin 1464 yılındaki ölümünden sonra, babasıyla yaşamak üzere büyük olasılıkla Floransa'ya gitmiş olmasıdır.

"...olağanüstü bir geometri uzmanıydı;
gençliğinde kilden yaptığı ve hâlâ alçı kalıpları çıkarılan gülen kadın figürlerini
ve aynı şekilde bir ustanın elinden çıktığı belli olan erkek başlarını yonttuğu heykel yapımında değil,
mimaride ve resimde de çalışmalar yürütüyordu."

Vasari'nin yukarıda Leonardo'nun atölyesindeki uğraşlarıyla ilgili verdiği bilgiler, sanatçının daha sonraki yıllarda sahip olduğu özelliklerini anlatıyor gibidir. Vasari bize Leonardo'nun alçı yaptığını, bina planları ve tasarımları çizdiğini ve hatta Arno Nehri'ni gemiyle aşılabilen bir kanala çevirme fikrini o dönemde ortaya atan ilk kişi olduğunu belirtir. Ayrıca un değirmeni, dinkleme makinesi ve suyla çalışan motorlar için tasarımlar çizdiğinden bahseder. Çıraklığı sırasında ona verilen ve başarıyla bitirilen her türden çok sayıda görevi Vasari'nin kitabında bulabilirsiniz.

Birinci bölümün burada sonuna geldik. Okuduğunuz için teşekkürler. II. Bölüm için buraya tıklayınız.

Notlar:

1. Yazının en başında bahsettiğim ve görselini kullandığım büstün (hatta büstlerin) bulunduğu yeri şuradan daha detaylı görebilirsiniz.
2. Leonardo'nun doğum tarihini günü gününe bilmemizin en önemli kanıtı, dedesinin not defteridir. Çünkü dedesi ilk torununun doğduğu yeri ve tarihi ayrıntılı olarak kendi defterine kaydetmiştir.
3. Leonardo da Vinci'nin ölümünden hemen sonra yazılan iki yaşamöyküsü bulunmaktadır. Eğer bu yazı dizisi merakınızı daha fazla körüklediyse her ikisine de bakmanızı öneririm. İlki İtalyan doktor, tarihçi ve filozof olan Paolo Giovio'nun tahmini olarak 1520 ve 1527 yılları arasında kaleme aldığı bir sayfalık övgü yazısı olan Leonardo Vincii Vita'dır. Diğeri sizin de büyük ihtimalle biliyor olduğunuz Giorgio Vasari'nin Sanatçıların Hayat Hikayeleri başlığı altında basılan kitabı. Vasari'nin notları kayıtlara ve ilk ağızdan bilgilere dayandığı için sanatçı ve mimarların biyografileri için zamanla en önemli basılı kaynak haline gelmiştir.

Bunları Da Okuyabilirsiniz:

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...