Rönesans ve Maniyerizm Yazı Dizisi: XI. Michelangelo Buonarroti Üzerine

Michelangelo birçok kişinin gözünde Rönesans'ın simgesidir. Çağının tüm ihtişamını ve trajedisinin eserlerine yansıtan dahiyane bir sanatçıydı. Resim, heykel ve mimari dallarına yayılan ve bütünlüklü bir oeuvre oluşturan yapıtlarında hep insanoğlunun olağanüstü yaratıcılığına ve acılarına eğildi. Michelangelo için sanatsal yaratı, insanın kendini ve dünyayı tanımasının yoluydu, hatta evrensel bir din bile sayılabilirdi.

Kutsal Aile (Doni Tondo), 1503 civarı, Ahşap üstüne tempera, çapı 120 cm. Galeria degli Uffizi, Floransa.

Michelangelo Buonarotti 1475 yılında Arezzo yakınlarındaki Caprese'de kibar bir kentsoylu ailenin oğlu olarak dünyaya geldi ve 1488'de, Ghirlandaio'nun Floransa'daki atölyesine çırak olarak girdi. Bir süre sonra kendisini ilerde Medici ailesiyle tanıştıracak olan Bertoldo di Giovanni'nin yanına geçti. 1490 yılında Lorenzo de'Medici aracılığıyla Yeni Eflatuncu Akademi'nin büyük bilginleriyle tanıştı. Onların hümanist fikirleri, eserlerinde yol gösterici olacaktır. Medici iktidarının 1494'de devrilmesi üzerine önce Bologna'ya gitti, bir yıl sonra Floransa'ya dönerek doğduğu kentte kısa bir süre kaldı, 1496'da ilk kez Roma'yı gördü. 1501'de tekrar Floransa'ya dönüp rakibi Leonardo da Vinci'yle sanatsal bir yarış içine girdi. İki sanatçının Palazzo Vecchio (Eski Saray)'daki duvar resimleri günümüze ulaşmamıştır ama başka bir eser Michelangelo'nun o zamanki resim üslubu hakkında bize fikir verir.

Doni Tondo da denilen Kutsal Aile 1503-4 yıllarında yapılmıştır. Resmin ana karakteri Meryem, bir çimenlikte oturmaktadır; vücudunu aşırı ölçülerde (Linea Serpentinata usulü) sağa döndürerek, arkasında diz çökmüş duran Yusuf'un elinden oldukça gürbüz İsa bebeği teslim alır. Sağ tarafta, alçak duvarın arkasında duran çocuk Vaftizci Yahya'dır. Ressam iki mekanı birbirinden bilinçli bir biçimde ayırarak, bu iki çocuğun yollarının da ilerde ayrılacağını ima eder. Yahya insanların arasına karışarak İsa Mesih'in geleceğini haber verecektir. İsa ise şimdiden ruhani yolculuğuna adım atmış, yalnızlığa ve sonunda katlanacağı acılara kendini hazırlamaktadır. Bütün figürlere bir ciddiyet, bir kutsallık hakimdir. Michelangelo ana karakterlerini arka plandan kesin çizgilerle ayırmış, doğayı açık renklerle betimlemiş ve resmin ana temasını gayet açık ve net ortaya koymuştur; kısacası resmin tümü Leonardo'nun Sfumato tekniğine taban tabana zıt tasarlanmıştır.

Heykeltıraş Michelangelo

Davud, 1501-04. (Detay) Mermer. Boyu 5,5 m. Galleria dell'Accademia, Floransa.

Michelangelo, Tanrısal yaratının odağında gördüğü insanoğlu hakkındaki düşüncelerini özellikle heykel aracılığıyla ifade edebileceğine inanıyordu. Düşüncesinin gerçeğe en yakın tasvirini çıplak erkek vücudunda buldu. Heykel, insanın kendini eğitip ulaşabileceği bir ideali simgelemesi açısından Antik Çağ'ın geleneklerine uyuyordu, ama Michelangelo ona bambaşka bir anlam da yüklemişti. Heykel, inatçı, katı bir malzeme olarak taştan zahmetli bir uğraşla oyulan, kazanılan bir kütleydi, bir hacimdi. Sanatçı bu anlayışı resimlerine de uygulayacaktı.

1501 ve 1504 arasında Floransa'da kaldığı yıllarda ünlü Davud heykelini yaptı. Bu heykel devasa boyutlarına rağmen tüm detaylarıyla ince ince işlenmiştir ve çevresine hem bir kahramanlık, hem de tevazu havası yayar.

Devasa heykelin tüm kuvveti ve ağırlığı belden aşağısına binmiştir. Heykeli taşıyan sağ bacaktır. Vücudun üst kısmı hafif bir gerilim içinde kıvrılmıştır. Eller kaba ve büyüktür, sol elde bu özellikler daha da belirgin olarak göze çarpar. Davud'un tüm dikkati ve enerjisi yüzünde, iki kaşının arasında toplanmış görünür. Kuvvet ve öfke çağrıştıran Davud heykeli çağdaşlarının gözünde özgürlüğün ve bağımsızlığın yılmaz bir bekçisiydi ve Floransa'nın bir kent devleti olmasına, kentte geçerli olan vatandaşlık haklarına göndermede bulunuyordu.

Sistina Şapeli


Papa II. Julius sanatçıyı 1505 yılında Roma'ya çağırdı ve ona önce Vincoli'deki Pietro Kilise'sinde kendisi için bir mezar inşa etme görevini verdi. Papa Julius, elindeki kılıcı savaş meydanlarında ordulara komuta eden ve birçok kenti yenerek kilise devletine katan bir savaş adamıydı. Aynı zamanda güzel sanatları himaye ediyor, etrafına sanatçıları topluyor ve onları kendi emrinde tutmaya özen gösteriyordu. Fevri karakterliydi. Michelangelo'yu bastonla kovalayıp işinin başına oturttuğu rivayet edilir. Pap 1508'de, artık sadece heykelle uğraşmak isteyen Michelangelo'ya o zamanlar henüz bakir duran Sistina Şapeli'nin tavanlarını süsleme görevi verdi. Sanatçı bir yıl sonra başladığı işi 1512 yılında ancak bitirebilecekti; duvar resimlerini tek başına yaptığı sanılır. Sanatçı önce şapelin yekpare ve devasa tavanını "trompe l'oeil" (sanal) mimariyle çeşitli bölmelere ayırdı. Boyayarak elde ettiği bu bölmelere, dünyanın ve insanın yaratılışından ilk günaha kadar uzanan dinsel öyküler işledi. Yani konusu, İncil'in ilk bölümü olan Tekvin'di. İşleyeceği dokuz öykü vardı ve ışıkla karanlığın birbirinden ayrılmasından Nuh Tufanı'na kadar uzanıyordu. Michelangelo fresklerine İncil'in başka kısımlarına ait figürler de serpiştirdi: Peygamberler, Sibel'ler, İsa'nın ataları ve "Ignudi" adı verilen çıplak oğlanlar. Bu iddialı projede Michelangelo Hıristiyan mitolojisini kendine has şekilde yorumlar. Yorumunun merkezinde, insanoğlunun bedensel yetersizliği ile zihinsel özgürlüğü arasındaki tezat yatar. Sistina Şapeli fresklerinde insan vücudunu akla gelen her koşulda ve durumda seyrederiz. Bu hareketlilik, resmedilen olaylara müthiş bir dinamizm katar. Figürlerin İncil'den çıkma olduklarını unutur, olaylarda bu dünyaya ait bir güncellik ve haz keşfederiz.

Sanatçıya göre, İncil'deki yaratılış hikayesinin merkezinde kendi enerji ve yeteneklerini keşfeden insan vardır. Bu, Rönesans'ın en ateşli savunduğu ideallerden biridir. Yaratılış sahnesinde (Adem'in Yaratılışı, tavan resminde bir detay) iki kudretli enerjinin buluşmasına tanık oluruz; hayat veren Tanrı ile henüz atalet içinde yatan insan. Parmaklardan geçen bir kıvılcım insanoğlunu uykusundan uyandırıp harekete geçirecektir. Tanrı baş döndürücü bir tayfun gibi eser; sol kolunda henüz tasarım aşamasındaki Havva'yı tutmaktadır, elini ise daha doğmamış olan çocuk İsa'nın omzuna koymuştur.

Papanın ölümünden sonra, kendisi de bir Medici olan halefi X.Leo sanatçıyı Floransa'ya geri gönderdi. Medici'lerin şapelinde kont Giuliano ile Lorenzo'ya birer mezar yapmasını istiyordu. Michelangelo'nun bu işlerinde daha önceki coşkulu havaya rastlamayız. Figürleri çok düşünceli, hatta melankolik bir eda içindedirler. Yüzlerinde  insanın ömür denen kısa zaman süresiyle sonsuzluk arasındaki çaresizliğini okuruz.

Son Yargı Günü

Son Yargı Günü, 1534-41, fresk, 17x13.3 m. Sistina Şapeli, Vatikan, Roma.

1534'te Papa olan III.Farnese, Michelangelo'yu bütün diğer yükümlülüklerinden arındırdı ve Vatikan'nın başmimarı, heykeltıraşı ve ressamı yaptı. Bunun üzerine Michelangelo temelli olarak Roma'ya taşındı. Bir yıl sonra Sistina Şapeli'nin alın tarafındaki duvara Son Yargı Günü'nün resmini yapmakla görevlendirildi. Freski 1541 yılında tamamlayacaktı.

Eser, bu konunun tüm sanat tarihinde en etkileyici uyarlamalarından biridir. Karşımızda bütün bir evren uzanmaktadır, tam ortasında ise insanüstü gücüyle ve gencecik haliyle İsa Mesih durur. Tanrısal ihtişamından hiçbir şey kaybetmemiştir; vücudunda çilesinin izlerini taşımaktadır. Freskin üst kısmında, İsa'nın sol tarafında ataları ve cehennemin kapısından dönüp kurtulanlar vardır; içlerinde ilk insan, İsa'nın öncülü Adem'i de tanırız.

Sağ tarafta ise ellerindeki çile aletleriyle şehitler ve azizler vardır. Onların üstünde, İsa'nın gerildiği çarmıhı zorlukla omuzlarında taşıyan kanatsız melekler bulunur. İsa'nın çapraz alt kısmında, elinde kendi yüzülmüş derisini taşıyan Aziz Bartolomeus'u görürüz. Yüzü, Michelangelo'nun yüzünün çarpıtılmış bir kopyasıdır. İsa'nın çok altlarında bir yerde melekler borazanlarıyla Kıyamet gününün geldiğini ve Tanrı'nın yaşayanlar ve ölüler hakkındaki Son Yargı'sında bulunacağını haber verirler. Resmin sol alt bölümünde ölüler yavaş yavaş mezarlarından çıkarlar; başlarının üstünde seçilmişler göğe yükselmektedirler bile. Ancak bu, tüy gibi hafif bir uçma eylemi değildir, yerçekiminden güç bela kurtulan bedenler yükselebilmek için tırmanmakta, birbirine sarılmakta, kendilerini tutunarak yukarı çekmektedirler. Sağ tarafta aynı hizada lanetlilerin cehenneme yuvarlanışına tanık oluruz. Tanrısal yargının infaz timini oluşturan İntikam Melekleri lanetlenmiş vücutları yeryüzüne geri iterler, orada onları, ayaklarına sarılacak küçük şeytanlar beklemektedir. Orada Harun'un ve Minos'un gazabına maruz kalırlar. Michelangelo Antik pagan tanrılara ve mitolojiye gönderme yapmakta beis görmez.

Daha sonraki Papa'lar ve Reform karşıtı güçler, figürlerin çırıplçıplak oluşundan büyük rahatsızlık duydular. Michelangelo'nun öğrencisi Daniele da Volterra 1559/60 yıllarında İsa'nın ve başka kimi figürlerin boyayla "GİYDİRDİ" ve böylece freski Engizisyon'un kararı üzerine yok edilmekten kurtarmış oldu.

Michelangelo hayatının son yıllarında özellikle kilise projeleri ile ve Roma'daki San Pietro Kilisesi'nin tadilatı üzerinde çalıştı. San Pietro için tasarladığı ahşap kubbe, 1590 yılında onun projesi ışığında öğrencisi della Porta tarafından inşa edildi.

O ise, 1564 yılının Şubat ayında Roma'da hayata gözlerini kapadı.

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Eserin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Anlayışınız için teşekkürler.

0 Yorumlar