Rönesans ve Maniyerizm Yazı Dizisi: I. Rönesans'ın Yolunu Açanlar (1300-1420)

Çarşamba, Eylül 14, 2016


Bütün güzel sanatlar gibi resim sanatı da Antik Çağ'dan itibaren uzun bir süre basit bir zanaat olarak algılandı. Yüksek mevkii sahibi kişiler ve kurumlar ressamlara belli bir sürede bitirmeleri kaydıyla kendi belirledikleri içerikte resimler sipariş ederlerdi. Ressamlar yaptıkları resimlerde, salt bir motifi yansıtmaktan öte kendi amaçları doğrultusunda yaratıcı özgürlüklerini kullanmayı ancak günümüzden 700 yıl kadar önce büyük mücadeleler sonunda kazanabildiler.

Ressamlar 14. yüzyılın başlarında Ortaçağ'ın alışılagelmiş formlarını geride bırakarak, görme alışkanlıklarını günümüze kadar belirleyecek olan perspektif kurallarını geliştirdiler. Sanat o zamana kadar sadece dinsel temalarla yetinirdi. İnsanların, öte dünyadan çok bu dünyayla ilgilenmeye başlamasıyla sanatın ele aldığı konu yelpazesi de yavaş yavaş değişmeye başladı. Sanatçılar artık yepyeni temalara el uzatabiliyordu. Ressamlar, uzun ve yavaş bir süreç içinde zanaatkar statüsünden kurtulmaya ve özgür sanatçılar olarak fikirlerini ve duygularını ifade etmeye başladılar.

Sanattaki bu yeni anlayışların temelinde, hayatın tüm alanlarında gerçekleşmeye başlayan ve Ortaçağ'ın bitiminde yeni bir dünya görüşü ile düşünsel duruşa yol açan büyük dönüşümler yatar. Özellikle İtalya'nın kuzeyindeki kentler dış ticaret ilişkilerini geliştirmişler, mal mübadelesini o güne kadar hiç görülmemiş boyutlara çıkarmışlardı. Bu gelişme kentlere refah, zenginlik ve büyüme getiriyordu. Kentler, ekonomik büyümeye paralel olarak yeni ve kendinden son derece emin bir kentsoylu sınıfının doğuşuna tanık oldular. Onurlu zanaatkarlar ve tüccarlar, emeklerinin getirisini görüyor, başarılarının herkesçe tanınmasını arzuluyorlardı. İnsanlar artık kendilerini isimsiz bir kitlenin parçası olarak görmek istemiyordu. Birey ön plana çıkmaya başladı. Uzak kentlerle kurulan alışveriş ortamı, o güne kadar hiç tanınmayan malların ve haberlerin serbestçe dolaşımı, insanların ufkunu genişletti. Dümdüz bir tepsi olduğuna inanılan o eski dünya artık yeni bir muammaya dönüşmüştü; yeni sorular yepyeni cevaplar bekliyordu.

Halk, artık dine ve ruhban sınıfının denetimindeki ilimlere körü körüne inanmaktan vazgeçmeye başladı. Sorular soruyor, her şeyi yeni baştan incelemek istiyordu. Cesur denizciler, haritadaki karanlık noktaları keşfetmek ve uzak diyarlarda bulmayı umut ettikleri hazinelerle, anavatandaki refahı ve zenginliği çoğaltmak üzere okyanuslara açılıyordu. Bunun için bu dünyaya ve onun bilinmezlerine yönelik yeni bir teknoloji gerekiyordu. O dönemin birçok buluşu, örneğin saatler, haritalar ve daha başka birçok mekanik alet bu ihtiyaçtan dolayı yapılmıştır.

İnsanların çevrelerindeki alemle ilgilenmeye başlamasıyla birlikte resim sanatında da o güne kadar görülmemiş ölçülerde bir gerçekçilik akımı doğdu. Bu yeni anlayış kendisini ilk kez İtalyan ressam Giotto di Bondone'nin eserlerinde ortaya koyacaktı.

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Eserin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Anlayışınız için teşekkürler.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...