Rönesans ve Maniyerizm Yazı Dizisi III: Floransa'da Rönesans - Yeniden Dogus (1420-1500)

Pazar, Eylül 25, 2016

Leonardo da Vinci, Adoration of the Magi, perspektif çalışması (1481)

1300'lü yıllardan itibaren oluşan yenilikler ve dönüşümler, geriye dönüp bakan Vasari'nin gözünde bir "rinascita" (IT.) yani "yeniden doğuş" gibi görünür. Bu sözcükten türetilen, 15. ve 16. yüzyılın sanatsal üslubunu da tanımlayan "Renaissance" (TR okunuşuyla "Rönesans", FR "yeniden doğuş") terimi ise ilk kez 19. yüzyılda kullanılmıştır.

Rönesansın yenilenme çabası sadece güzel sanatlara özgü değildir. İnsanlarda asıl hayranlık uyandıran, Antik Çağ'ın hümanist (insancıl) düşüncesiydi: İnsana ilgi, Tanrı, hayat ve her şey hakkında yorum ve bunun için ilk önce kendi aklını kullanmak. Klasik Antik Çağ'ın zengin eserlerinde işte bu düşüncenin izi sürüldü. Sanatçıların zihninde Roma bir biçim ve fikir madeni haline geliyordu. Burada antik mimarinin ölçülerini inceliyorlar; İtalyanların gözünde zaten birer barbar sayılan Kuzeyli Gotlar'ın yarattığı gelmiş geçmiş bütün Gotik eserlerden çok daha canlı ve hareketli buldukları antik heykelleri hayranlıkla seyrediyorlardı. Eğer şu Ortaçağ, büyük uygarlıkların arasındaki o kesit nihayet arkada bırakılacaksa, Antik Çağ'ı örnek almak yeterli olacaktı.

Quattrocentro'nun (15. yy) düşünsel ve kültürel başkenti kuşkusuz ki Floransa'ydı. Birçok önemli sanatçı burada yaşıyor ve çalışıyordu. Sanatçılar, giderek daha çok iş sipariş eden zengin kentsoylu ailelerin himayesindeydiler. Şehrin kültürel mirasını kuşaklar boyunca destekleyip belirleyecek olan aile ise, banker Medici'lerdi. Cosimo de'Medici antik kitaplarla ilgilenen bir bilginler ekolü olarak Eflâtun Akademisi'ni kurdu ve daha sonra halefi Lorenzo'nun da yaptığı gibi bir kütüphane oluşturdu. Artık kentin nüfuzlu tabakasında eğitim ve güzel sanatlara ilgi moda haline gelmişti; burjuva kesim her konuda bilgilerini daha önce hiç görülmemiş oranda arttırmaya çalışıyordu. Ortam gelişme için çok müsaitti: İnsanlar Vitruvius'un ve Öklid'in eserlerini okuyorlar; geometri, şiir sanatı ve felsefe üzerine tartışmalara giriyorlardı. Resim sanatının sırları artık Giotto'nun devrinde olduğu gibi gizli yöntemlerle ustadan çırağa aktarılmıyor, alenen tartışılıyordu. İlk sanat öğretileri yayımlanmaya başlandı. 1435 yılında mimar ve yazar Leon Battista Alberti, Resim Sanatı Üzerine adlı eserini yayınladı. Alberti, Giotto'nun resimlerinde nüve halinde geliştirdiği perspektif ilkelerini matematiksel formüllere dökmeyi başarmıştı.

Floransa Katedrali'nin kubbesinin mimarı, heykeltıraş Filippo Brunelleschi, Alberti'den birkaç yıl önce, doğada birbirine paralel giden tüm çizgilerin bizim bakış açımızdan, "çizgisel bir perspektif" içinde uzaktaki tek bir noktaya doğru uzandıklarını keşfetmişti. Alberti onun bu keşfi ışığında, üç boyutlu nesnelerin iki boyutlu bir yüzeye mekansal olarak yansıtılmasını sağlayan bir konsept geliştirdi. Alberti resmin yüzeyini, ressamın dünyaya baktığı açık bir pencereye benzetiyordu. Pencere, yani resim yüzeyi göz ve nesne arasına giriyor, doğal dünyadan doğruca ressamın gözüne ulaşan akımları yakalıyordu. O halde resimdeki her şeyin tek bir noktaya, kaçış noktasına doğru akması şarttı. Alberti, resmin derinliklerindeki bir noktada birleşen tüm çizgilere orantılı olarak yatay mekan çizgilerinin aralıklarını hesapladı ve böylece nesnelerin gözden uzaklıklarına göre küçüldükleri bir matriks (ızgara) oluşturdu. Ortaya çıkan resim, bizim üç boyutlu görme biçimimize tıpatıp uygundu. Alberti'nin resim kurgusundaki yeni perspektif yöntemi gözü tek bir noktaya odakladığı için, kişi ve nesneleri kabaca birbiri ardına sıralayan önem perspektifinden tamamen ayrılıyordu.

Merkezi perspektifle düzenlenen bu yeni resim mekanları zamanın ruhuna çok uygundu. İlginin giderek bu dünyaya kaydığı devirde, insanların kendilerini çevreleyen doğanın gerçekçi bir biçimde betimlenmesine olan talebini karşılıyor. Rönesans'ın dünyayı zihinsel çabayla kavrama idealini estetik platformda yerine getiriyordu. Sanatçı artık merkezi perspektif kanunlarının efendisi olarak dünyanın yeniden düzenleyicisi konumuna gelmişti. Gerçeklik entelektüel düzlemde kavranabiliyor ve matematiksel yasalar ışığında yeniden biçimlendiriliyordu.

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Eserin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Anlayışınız için teşekkürler.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...