Alba Düşesi'nin Siyahlar İçindeki Portresi

Perşembe, Nisan 28, 2016


Ressam: Francisco Goya

Eserin Bitiş Tarihi: 1797

Eserin Bulunduğu Yer: Hispanic Society of America

Eserin Gerçek Boyutu: 148 cm x 210 cm

Tür: Portre

Stil: Romantizm

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

Bazı kaynaklarda buradaki çalışmadan "Siyah Mantilla* İçindeki Alba Düşesi" olarak da söz edilebilir.

Alba Düşesi Maria Teresa, meşhur Huescar Dükü Francisco de Paula Alvarez de Toledo ve Mariana de Silva y Sarmiento'nun kızı olarak 1762 yılının 10 Haziran günü Madrid'de dünyaya gelmiştir. Huescar Dükü olan Francisco, Goya'nın da sıkça ziyaret ettiği bilinen yakın arkadaşı 12. Alba Dükü Fernando de Silva'nın oğlu ve mirasçısıydı. Fakat yasalar gereği, babasının mirasına hükmetmesi için önce babasının ölümünü beklemeliydi. Maria Teresa 12-13 yaşlarına geldiğinde Jose Alvarez de Toledo ile evlendi. (Jose, 19 yaşındaydı)

1776 yılında dedesi Fernando de Silva'nın ölümü sayesinde, Maria Teresa, büyük malikaneler ve çeşitli gelirlerin yanı sıra Alba Düşesi ünvanını aldı. Ve henüz 14 yaşındaydı. Çok kısa bir sürede tüm dikkatler üzerine toplandı ve İspanya'nın diğer düşeslerinden sıyrılarak adeta bir yıldız oldu. Hayal gücünü zorlayan güzelliği, zenginliği, bulunduğu pozisyon ve zekâsı ona büyük bir güç veriyordu. Çevresinde bulunan kadınlar, soylular, hatta erkekler onu birçok yönden örnek almaya ve kıskanmaya başlamıştı bile.

Goya, muhtemelen tabloyu 1796-1797 yıllarında sekiz ay boyunca Düşes'in Sanlúcar de Barrameda'daki arazisine yaptığı ziyaretlerde tamamladı. Alba Düşesi, o zamanlarda 35 yaşında, güzelliği dillere destan dul bir kadındı. Onu ziyaret eden Fransızlardan biri güzelliği hakkında şöyle demiştir: "Başındaki her saç teli arzuyu ortaya çıkarıyor." Goya ise, 50'lerinde, sağır, evli ve hastalığı nedeniyle zayıf düşmüş bir sanatçıydı.


Burada biraz ne gördüğümüzden söz edelim.
Figür, hafifçe sağa doğru dönmüş ve ayakta. Sol elini kalçasına dayamış. Yüzüklerin bulunduğu sağ eli ise toprakta yazan Goya yazısını işaret ediyor. Orta parmağındaki büyük beyaz yüzükte Alba, işaret parmağındaki sarı yüzükte ise Goya adı yazılıdır. Üzerinde özellikle mayaların tercih ettiği o dönemin modasına uygun, etek kısmı bol dökümlü, üst kısmı altın-beyaz işlemeli bir elbise var. Başına yüzünü kapatmayan siyah bir mantilla* takmış. Elbisesinin üst kısmını da bu ince mantilla ile kapatmış. Burada kadının mantilla ile resmedilmiş olması aslında onun kişiliğinin de bir parçasını bizlere yansıtıyor. Biraz daha ortalara doğru bakarsak belindeki altın saçaklı kırmızı kuşak dikkatimizi çeker. Beyaz çoraplı ayaklarını geçirdiği parıltılı altın rengi işlemeli ayakkabıları, üzerindeki kostüm ve saç süsüyle ne kadar da uyumlu...

Goya, ağaçları saçaklı ve gökyüzünü koyu gri bir renkle boyayarak aşina olduğumuz geleneksel bir manzara ile kompozisyonu tamamlamış. Buradaki manzara hiç kuşkusuz, Alba Düşesi'nin Sanlúcar de Barrameda'da bulunan özel mülkünden.

Düşes'in ölümünden sonra Goya, çalışmayı uzun süre atölyesinde sakladı. Bu çalışmayı diğer bütün çalışmalarının üstünde tuttu. Bu yüzden, bu resmin sanatçı için kişisel bir öneme sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Goya'nın biyografilerinin ve çalışmalarının yer aldığı kitaplarda, belgesellerde veya araştırmalarda her ikisinin arasındaki ilişkiyle ilgili farklı bilgiler olduğunu görüyoruz. Bazıları onların arkadaşlığının içindeki romantizme vurgu yaparak tarihsel bir kurgu yaratıyormuşçasına sürekli dışarıdan etkiler katar içine. Bu etkiler, doğruluğu günlüklerle bile kanıtlanmamış, söylentiden öteye geçememiş hikâyelerdir elbette. Diğerleri de mümkün olduğunca Maria Teresa'nın öyküsünü görmezden gelmeye çalışarak ve onun günlüklerinde alınan notları öne sürerek, birbirlerine karşı hisleri olsa bile pozisyonundan dolayı Goya ile arasında bir ilişkinin asla mümkün olamayacağını savunmuşlar. Kendi zihinlerinde onu tedavi ettiklerini sanmışlar.

Maria Teresa da tıpkı Goya gibi kendi çağının alışılagelmiş insanlarından farklıydı. (Biraz tuhaf biri olduğu hakkında yazılar mevcut) Fakat buna rağmen her zaman hikayesi ilgi çekici bulunan tarihsel bir figür oldu. Goya ve Alba Düşesi'nin aralarındaki dostluk ilişkisi ise sıradan bir dostluk ilişkisinden samimi, fakat asla apaçık bir aşk ilişkisi değildi. Goya, Alba Düşesi'nin yedi portresini yaptı. Birçok insan, bu resimleri ve onların arasındaki bu türü belli olmayan kapalı ilişkiyi öne sürerek aralarında bir aşkın yaşandığına inandı.

Sonuç olarak, biz onlar arasındaki ilişkinin ayrıntılarını asla bilemeyeceğiz. Ama özellikle bu çalışmada Goya'nın onun karizmasına yenik düştüğü aşikâr.

Notlar:

* Mantilla, en özellikle Meksika ve İspanya'da o dönemde çokça kullanılan güzel motiflerle işlenmiş ince tüllerdir. Farklı renklerde olabilir. O dönemlerde günlük hayatta kullanılan mantillanın en güzel karşılığı günümüzde yalnızca düğünlerde ve nişanlarda kullanılan duvaktır.

Goya, yazdığı mektuplardan birinde Alba Düşesi'nin stüdyosuna uğrayarak, kendisine makyaj yapıp yapamayacağını sorduğundan söz ediyor. Bunun karşılığında ressam da Alba Düşesini kırmadan ricasını kabul ediyor ve ona makyaj yaparken tuval üzerine resim yapmanın bundan daha zevkli olduğunu söylüyor. Bu sırada Alba Düşesi, sanatçıdan tam boy bir portre istediğini söylüyor. Ve Goya'nın resmettiği Alba Düşesi Portreleri böylece doğmuş oluyor.

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Eserin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Anlayışınız için teşekkürler.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

2 yorum

  1. ne kadar güzel bir blog burası! keşfettiğime çok memnun oldum. :)
    şimdi bir kahve yapıp ne bulursam okuyacağım. sevgiler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim, görüş bildirmeniz beni çok mutlu etti. Barış ve sevgiyle :)

      Sil

Yorumunuz blog yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. İlginiz için teşekkürler...