Çığlık

Çarşamba, Kasım 18, 2015


Ressam: Edvard Munch

Eserin Bitiş Tarihi: 1893

Eserin Yaradılış Yeri: Oslo, Norveç

Eserin Gerçek Boyutları: 91 x 73.5 cm

Eserin Bulunduğu Yer: Norveç Ulusal Galerisi, Oslo

Stil: Dışavurumculuk

Dönem: Avrupa Dönemi


Tür: Tür Resmi

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Karton


"İki arkadaşımla güneşin batışında yürüyordum. Aniden gökyüzü kahverengiye dönüştü, durakladım, hissizleştim ve bir parmaklık üzerine dayandım. Kentin ve mavi fiyordun üzerinde ateşin dili ve kan vardı. Arkadaşlarım yürümeye devam ettiler, ben ise orada korkuyla titreyerek kalakaldım ve doğanın içinden gelen sonsuz çığlığı duydum."

Ekonomik krizlerin ve toplumsal yıkımın ortaya çıkardığı Alman Dışavuruculuk Akımı'nın önemli temsilcilerinden olan Ekspresyonist ressam Edvard Munch'un en bilinen eserini tanıyacağız. Sanat Tarihi'nde "Boğuntu" ismiyle bilinen Çığlık (The Scream/Skrik) ilk kez 1893 yılında Berlin'de Munch'un kişisel sergisinde sergilenmiştir. Edvard Munch'un 30 yaşındayken tamamladığı bu eserin pastel, tempera ve taşbaskı versiyonu da bulunmaktadır.

Tempera, 1910

Norveç'in başkenti Oslo'da Munch Müzesi'nde sergilenirken bir soygun sonucu çalınan ve iki yıl sonra bulunan eserin çalınma hikayesini eğlenceli bir dille okumak isterseniz şurada bulabilirsiniz, burada çok fazla detaya girip konuyu dağıtmak istemiyorum.

Eseri basitçe tasvir edecek olursak; ön planda ızdırap çeker gibi görünen bir figür, arka planda da Ekeberg tepesinden Oslofjord'un görünümü yer almakta. Göğün rengi kan kırmızısı. Etkileyici renklerin kullanımı, birbiri ardından akan çizgiler ve "vurucu" etkisinden dolayı evrensel bir çekiciliği olduğunu söyleyebiliriz. Başka bir açıdan bakacak olursak; Munch, çocukluğundan itibaren halüsinasyonlar gören ve gaipten sesler duyan biri olduğu için eser de konu olarak otobiyografik özellikler taşımaktadır.

Pastel, 1895

Yazının en başında Edvard Munch'un günlüğünden bir bölüm paylaştım. Burada resimdeki dalgalanmalara bakıldığında Munch'un duyduğu çığlığı bizler de duyabiliriz. Renklerde yüksek ses yüzünden dalgalanmalar oluşmuş, resim bu yüzden hareketli gibi görünüyor. (Tam da bu nedenden dolayı birçok görsel sanatçı resmi gif formatında yeniden düzenledi) Dalgalanmalardaki bu hareket duyulan çığlığın son derece ürkütücü olduğunun adeta bir kanıtı. Birçok kişi resme baktığında benim gibi kendisini kötü hissedebilir hatta korkabilir, bu gayet normal. Çünkü yüzünü ellerinin arasına alan figür izleyicide dehşet, korku ve gerilim hislerini uyandırıyor. Kızıl gökyüzü de bu duyguları tamamlar niteliktedir. Şunu da söylemek gerekir, buradaki çığlık bir şeyden ürktüğümüzde attığımız basit bir çığlık değil, doğanın en derininden gelen ve insanda yansıyan çığlığı. Ruhun çığlığı. Çaresizliğin çığlığı. İnsan olarak bu vakte kadar geldiğimiz ve şu an bulunduğumuz noktayı fark edenlerin çığlığı.

Bunun dışında farklı bir teori de mevcut. 27 Ağustos 1883 tarihinde Endonezya'ya bağlı bir ada olan Karakatau adasında bulunan Karakatau yanardağı beklenmedik bir biçimde faaliyete geçti ve yüzlerce nükleer bombanın yaratacağı bir güçle patladı. Patlama sonucunda dev tsunamiler oluştu. 30 metreyi aşan dalgalar adanın tamamını yuttu ve 35.000 kişi yaşamını yitirdi. Yanardağın patlaması o denli şiddetliydi ki, gök kubbe uzun geceler boyunca kızıl lav külleriyle ışıldadı. O dönem yayınlanan yerel gazetelerin haberlerine göre patlama, Avrupa'da Kasım 1883'den Şubat 1894'e kadar süren bir auroraya neden olmuş. Munch da 20.000 km öteden Oslo'da, bu tarihler arasında geceleri parlayan göğe bakarak bu eseri yaptı.

Taş Baskı, 1895

Açıkçası ben, birçok yorumun aksine, kendini bu figürle bağdaştıran Munch'un bu eserdeki halinde nöbet geçirdiğini düşünmüyorum. "Doğa'nın Çığlığı" olarak tanımlayabileceğimiz ses, bir anda kulaklara nüfuz ediyor ve bu toğlumsal veya evrensel herhangi bir mesele de olabilir, tıpkı yukarıda bir tanesinin örneğini verdiğim gibi.

Resmin en ön planında dehşet içinde yüzünü ellerinin arasına almış ve bize doğru duran figür, Munch'un kendi el yazısıyla yazdığı şiirde anlattığı gibi arkadaşlarıyla beraber yürürken birden bire kırmızıya dönen gök kubbeye bakıyor ve doğanın çığlığını en içinde duyuyor. Unutmaya çalıştığımız, bilmek istemediğimiz ya da başımıza gelmesinden korktuğumuz herhangi bir şeyin dışavurumu olan bu eserde arka planda belli belirsiz görülen iki erkek figürü, ana figürün duyduğu çığlığı duymayanlar. Bu iki figür, ön planda bulunan figürün bedeni gibi kıvrımlı değil, dümdüz resmedilmiş. Yanı bu çığlığın farklında olan yalnızca o.

Pastel, 1893

Atladığım bir nokta daha var, ona da değinmek istiyorum. En son paylaştığım çalışma hariç hepsinde nehirde uzaklarda bir yerde bir veya iki tane küçük sandal görülüyor. Bu küçük sandal kimi eleştirmenlere göre Dracula'nın ölüm getiren gemisi. Nehrin de cansız, küçük bir su birikintisini andırması gemi hakkında izleyicinin pek iyi şeyler düşünmemesine neden oluyor.

Meraklılarına: Bir Çığlık Ne Kadar Eder?
Leon Black - 119 milyon 922 bin 500 dolar (Yaklaşık 321 milyon TL)


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Eserin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Anlayışınız için teşekkürler.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

2 yorum

  1. Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim, görüş bildirmeniz beni çok mutlu etti. Barış ve sevgiyle ♥

      Sil

Yorumunuz blog yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. İlginiz için teşekkürler...