Sözlük

Salı, Ekim 06, 2015


Atölye: Sanatçının eserlerini meydana getirdiği mekan.

Afiş: Resimli duvar ilanı.

Akademi: Sanat çalışmalarının yapıldığı yüksek okul.

Akım: Farklı sanat görüşleri.

Akrilik Boya: Suyla inceltilen kapatıcı boyalardır. Yağlıboyanın sunduğu bütün renk tonlarını ve çeşitlerini sunarlar. Son yıllarda resim sevenlerce çokça tutulan bir boyadır. Tuval üzerine, kağıt üzerine çalışma yapılabilir.

Anatomi: Canlıların vücut yapısı. Resmini yaptığımız canlı ile ilgili anatomik bilgimiz olursa, resmi daha kolay ve doğru olarak yaparız.

Altın Kesim: Bütünle parça arasındaki en uygun oran. Büyük parçanın küçük parçaya bölümü, büyük parçanın tüme bölümüne eşittir. Bu işlem sonucunda çıkan sayıya altın kesim denir.

Altın Sayılar: Altın kesim oranına göre bulunan sayılar. 1, 2, 3, 5, 8, 13… son iki sayı toplanarak devam eder.

Amblem: Bir şeyi temsil eden sembolik yazı, resim.

Antik: Eski Yunan ve Roma uygarlıklarına denir, bazen eski eserlerle ilgili olarak da kullanılır.

Arkaik: Bir şeyin ilk dönemi.

Armoni: Uyum, ahenk.

Akademik: Belli kuralları olan, akademi eğitimine bağlı.

Barok Resim: Rönesans sanatına tepki olarak ortaya çıkan sanat akımı. Hareketlilik, gölge ışık farlılıkları belirli özelliklerinden.

Baskı Resmi (Sanat Grafiği): Bir resmin, motifin kalıplar kullanılarak çalışıldığı çoğaltma teknikleri. Kalıp olarak kullanılan maddelere göre isim alır. Fırça, iplik, yaprak, şablon, Linolyum, ağaç, gravür, taş, ipek baskı gibi...

Bezir Yağı: Keten tohumundan çıkarılan yağ, yağlıboya yapımında veya inceltici olarak kullanılır. Çiğ ve kaynamış olarak kullanılır.

Büst: Başı ve belden yukarı kısmı konu alan heykel çalışması.

Desen: Çizgilerle yapılan resim , renk kaygısı duyulmadan yapılan çalışmalar.

Deformasyon: Konunun özelliğini bozmadan bazı kısımların abartılması.

Dekor: Süs, tiyatroda oyun oynanırken arka plandaki kompozisyon örnek verilebilir.

Dekoratif: Süslü, süsleyici.

Detay: Ayrıntı, bir bütünün parçaları.

Denge: Bir sanat çalışmasında parçalar arasındaki uyum.

Diorama: Gerçek veya kurgu bir olayın, anın veya hikâyenin ışık oyunlarının da yardımıyla üç boyutlu olarak modellenmesidir. Sergi amacıyla yapılmış üç boyutlu büyük tablo olarak da tanımlanabilir.

Doku: Doğadaki varlıkların dış yüzeyini kaplayan, elle dokunulduğunda hissedilen yapıya doku denir. Bu tür dokuya doğal doku, bu dokuların kağıt üzerine değişik şekillerde aktarıldığı gözle algılanan dokulara, yapay dokular veya görsel dokular denir.

Egzotik: Uzak,yabancı,yabancı ülkelerle ilgili.

Egzotizm: Yabancı ülkelerin sanatlarına duyulan hayranlık.

Enteriyör: Bina içi, oda içi resmi.

Eskiz: Resme başlamadan önce yapılan hazırlık çalışması, desen çalışmalarının hızlı çalışılmışı da diyebiliriz. Özellikle hareketli çalışmalarda gereken bir uygulamadır.

Estetik: Güzeli inceleyen, güzel nedir sorusuna cevap arayan bilim dalı. Göze hoş gelen olarak da kullanılır.

Fantastik: Hayali.

Fovizm: Renkleri tüpünden çıktığı gibi bütün saflığı ve parlaklığı ile kullanan resim akımı. Şekilleri kendilerine göre bozmuşlar, perspektifi uygulamamışlardır.

Figür Resmi: Boydan yapılan resimler.

Fon: Resimde ana konunun arkasındaki boşluk.

Form: Bir şeyin şekli, biçim.

Fresko: Yaş sıva üzerine yapılan duvar resmi.

Galeri: Sanat eserlerinin sergilendiği salonlar.

Guaş Boya: Su ile inceltilen kapatıcı boyalardır. Yağlıboya çalışmalarına geçmeden önce hazırlık olabilir. Bir çok zemin üzerinde çalışılabilir. Kağıda çalışırken kağıdın boya tabakasını taşıyacak cinsten olmasına dikkat etmeli.

Spatula: Yağlıboya çalışmalarında boya ezmek ya da sürmek için kullanılan ucu çelik alet.

İmge: Gerçeğin zihinde biçimlenmesi,yansıması.

İnceltici: Yağlıboya çalışmalarında boyayı belirli bir kıvama getirmek için kullandığımız yağlar, bezir, haşhaş gibi...

Klasik: Ne kadar zaman geçerse geçsin değerinden bir şey kaybetmeyen eserler.

Kolaj: Değişik malzemeleri bir zemine yapıştırarak yapılan resimler. Okullarda biz dergi ve gazetelerden kestiğimiz kağıtları yapıştırarak çok güzel çalışmalar yapardık. Leke, hareket, koyu açık, renk gibi konuları kavratmak açısından çok yararlı.

Kontrast: Kelime anlamı zıttır. Kısa-uzun, koyu-açık, sıcak-soğuk gibi.

Kontur: Konuyu çevreleyen dış çizgi.

Resimde Kompozisyon: Bir konunun kağıt üzerine belirli bir düzende, göze hoş gelecek şekilde yerleştirilmesi.

Kroki: Gördüğünü not alır gibi ayrıntısız çizmek.

Kültür: Bir toplumun tüm yaşam tarzını ifade eder. Bir toplumun uygarlığı, eğitimi , üretimi ve sanatı o toplumun kültürüdür.

Lavi: Tek rengin tonlarıyla yapılan resim.

Leke: Boyanın bıraktığı iz.

Lirik Soyutlama: Sanatçının iç dünyasındaki heyecanların dışa vurmasıdır. Görüntüler göründüğü gibi değil sanatçının iç dünyasında bıraktıkları etkileşime göre resmedilir. Lirik soyutlamada çoğunlukla doğadan yola çıkılır, bu insan, manzara , bir eşya olabilir. Bu konuda örnek ülkemizde çoktur: Arif Kaptan, Mustafa Ayaz, Abidin Dino gibi isimleri sayabiliriz. Burada olduğu gibi ülkemizde bir çok sanat akımı daha değişik olarak uygulanmıştır.

Lokal: Bir cismin doğal rengi.

Modern: Geleneksel olmayan, zamana uygun, çağdaş.

Mirimitif: İlkel, yazının bulunuşundan önceki sanatlar.

Modle Etme: Işık ve gölge yardımıyla üç boyutlu bir şeklin meydana getirilmesi.

Modelaj: Yoğrulabilen malzemelerle şekillendirme.

Motif: Resimde Bütünü meydana getiren parçalardan her biri.

Mulaj: Heykeltraşlık çalışmasının kalıbını çıkarıp kopyasını yapmak.

Müze: Sanat eserlerinin muhafaza edilip sergilendiği mekanlar.

Naif: Çocuksu, resim eğitimi almamış ressamların eserlerine de verilen isim.

Natürmont: Cansız doğa resmi, dalından koparılan meyve, çiçek, natürmortun konusu 0labilir. Resimde kullanılacak eşyalar sıralanırken, hoş bir uyum yaratılacak şekilde sıralanır. Resme başlayanlar için uygun bir resim konusudur. Renk, leke, çizgi, ritm, ışık-gölge gibi konuları kavramak açısından çalışılması gereklidir.

Neft Yağı: Yağlıboya inceltmek, fırçaları temizlemek için kullanılan yağ.

Nü: Çıplak kadın resmi.

Nüans: Renk derecesi.

Nötr Renk: Tarafsız, kendi özelliğini kaybetmiş renk.

Oran (Proporsiyon): Resimde yer alacak unsurların birbiriyle ve kendi parçaları arasındaki uzunluk, genişlik ve büyüklük farklılıkları.

Pasaj: Geçiş.

Paspartu: Kağıda yapılan bir resmi sergilerken kağıt veya kartondan yapılan çerçeve. Paspartunun rengi kağıttaki renkleri değerlendirir, resmi daha etkileyici kılar. Özellikle suluboya, guaş çalışmalarda beyaz renkli paspartu etkili olur.

Plastik Sanat: Boşlukta bir yer kaplayan, mimari, heykeltıraşlık gibi sanatlar.

Özgün: Kendine özgü olan, orijinal.

Palet: Renkli çalışmalarda üzerine boyaların sıkıldığı düz levha.

Panorama: Bir yerden etrafın görünüşü, manzara.

Pastel: Pastel boyalar da pratik, kolay boyama malzemelerindendir, bu yüzden okullarda da çokça kullanılır. Kapatıcı olması, taşınma kolaylığı, sulu bir malzeme gerektirmemesi her yerde çalışma imkanı sağlar. Bunlar da suluboya da olduğu gibi arap zamkıyla yapılan boyalardır. Zamk miktarına göre sertliği değişir. Yağlı olanları, kuru olanları vardır. Çizim için kullanacaksak yumuşak olanlarını tercih etmemeliyiz. Pastel renkler doğada pek olmazlar, biraz parlaktırlar doğa ile ilgili çalışmalarda renkleri karıştırarak doğadaki renklere benzetmeye çalışırız.

Pentür: Birçok sanat terimi gibi bu kelime de dilimize Fransızcadan geçmiştir. Fransızca'da peinture, boyama resim anlamına geliyor. Pentür resmi dendiğinde yağlıboya çalışması da akla geliyor ama bence bazı sanatçılar pentür dendiğinde biraz daha derin anlamları dile getirmekte. Boyanın ve fırça tuşlarının zeminde yarattığı doku, boyanın izleri, boyayla yüzey üzerinde yapılan artistik çalışmalar gibi.

Perspektif: Cisimlerin gözden uzaklaştıkça küçülüyor ve daralıyormuş gibi görünmesine perspektif görünüş,bu görünüşün perspektif kuralları ile kağıt üzerine geçirilmesine perspektif çizim denir.

Peyzaj: Manzara resmi, böyle bir resimde yakın plan, uzak plan diye bir çok plan bulunur. Yakındakiler net ve büyük olarak çizilirken uzaklaştıkça ayrıntılar kaybolur. Renkler de uzaklaştıkça silikleşirler. Yakındaki cisimlerin renkleri daha canlıdır. Peyzaj resimlerinde gökyüzü önemli bir unsurdur, resme bir canlılık katar. Resimde gökyüzü veya yeryüzünden biri daha çok yer kaplar. Ufuk çizgisi gözümüzün hizasından geçtiğini düşündüğümüz çizgidir, nereye çıkarsak çıkalım hep gözümüzün hizasından geçer ve paralel bir çizgidir. Bunu çizerken kağıdın alt yüzeyine paralel olarak çizmeliyiz. Bu paralel çizgi gözümüzde bir rahatlama da yaratır.

Pigment: Renkleri meydana getiren moleküller.

Portre: Başın konu olarak alındığı resim çalışmaları diyerek bir genelleme yapabiliriz.

Profil: Yandan görünüş.

Rakursi: Daha çok oturan, hareket eden figürlerde bazı parçaların olduğundan kısa görünmesi.

Refle: Yansıyan ışıkların gölgeler üzerinde yaptığı aydınlıktır. Işıktan daima koyudur.

Renk: Işığın bir cisme çarptıktan sonra gözümüzde bıraktığı etkiye denir. Cisme çarpan yedi renkten biri yansır diğerleri cisim tarafından emilir biz cismi yansıyan renkte görürüz.

Renk Çemberi: Ana renkleri, zıt renkleri, sıcak ve soğuk renkleri gösteren çember.

Renk Üçgeni: Ana renkleri, zıt renkleri, sıcak – soğuk renkleri, komşu renkleri gösteren iç içe girmiş iki eşkenar üçgenden oluşan şekil.

Zıt Renkler: Yan yana kullanıldıklarında birbirini değerlendiren, kuvvetlendiren renkler.

Ana Renkler: Güneş ışığı içinde bulunan 3 temel renk. Sarı, kırmızı, mavi üç ana renktir.

Ara Renkler: Ana renklerin birbiriyle karışımıyla meydana gelen renkler.

Renk Perspektifi: Gözden uzaklaştıkça renklerin silik, soluk görünmesi.

Resim Fırçaları: Boyayı resim yapacağımız zemine aktaracağımız malzemelerdir. Kullanıldığı yere ve hangi malzemeden yapıldığına göre farklılıklar gösterir. Samur, firavun faresi, sincap, keçi, at, domuz ve sentetik kıllardan yapılabilmektedir. En kalitelisi Samur fırçalardır, yumuşak olup, ıslatıldığında uçları istediğimiz kalınlıkta çizgi çekmemize imkan verir. Bunların da sahtesi vardır, üzerinde samur yazar ama ilgisi yoktur. Son yıllarda sentetik olarak samur fırçalar piyasa da bulunmakta. Ve bilmeyenlere hakiki samur diye satılabilmektedir. (Hakiki samur daha koyudur) Sincap kılı da samur gibi yumuşaktır, bu yumuşak fırçalar suluboya gibi malzemelerde özellikle gereklidir. Yağlıboya çalışmalarında yumuşak ve sert kıllı fırçalar kullanılabilinir. Fırça alırken; fırçayı ıslattığınızda ucu nokta gibi birleşiyorsa alın. Fırçaları korumak da önemlidir, hangi malzeme olursa olsun fırçalar sabunlu su ile yıkanmalı, su kabının ve incelticinin içinde bırakılmamalıdır, çünkü zamanla şekli değişir. Bir de kullanırken özellikle yeni başlayanlar bunu yapar, ucunu kullanmak yerine sertçe tüm fırçayı sürterler, fırçalar çabuk aşınır.

Resim Kalemleri: Kalemler üç çeşittir;
1-B grubu kalemler,
2-H grubu kalemler,
3-HB grubu kalemler.
Bu kalemlerin kullanıldıkları yerler de farklıdır. Harfler kalemlerin arka tarafında belirtilir. B-Grubu kalemler; Resim kalemleridir, yumuşak kalemlerdir, yumuşaklığının derecesi harfin yanındaki rakamla belli olur. (2B-3B,4B,5 B,6 B, 7,B gibi) Rakam arttıkça yumuşaklık artar, yeni resme başlayanlar için 4B ile 6B arası normaldir. Bazen resim kalemi alırken de yanılanlar olabilir; çoğunlukla bu kalemler koyu yeşil bir renktedir, harfe değil de renge bakarak alırsanız yanılabilirsiniz. Sert kalemler de (H grubu) aynı renkte oluyorlar. Bazen satıcılar da resim kalemi istenildiğinde bilerek veya bilmeyerek sert kalemlerden verebiliyorlar. Sert kalemler de rakam büyüdükçe serlik artar, bunlar daha çok grafik ve çizim çalışmalarında kullanılırlar, izleri fazla belli olmaz çünkü. HB kalemler orta sertlikte yazı kalemleridir, bunların yanında rakam yoktur.

Renkli Boya Kalemleri: Değişik renklerde kalemlerdir,çizim aracı olarak veya doğadan yapılan etütlerde yararlı malzemelerdir.Bu kalemlerde Renkleri karıştırmak biraz zor olduğu için çok çeşitli tonlarda ve renklerde bulunurlar.Kullanım kolaylığı,taşınma rahatlığı eskizlerde,resimle not almalarda iyi imkanlar sunar.Bunlar da diğer boyalı malzemelerde olduğu gibi içlerindeki pigmentlere göre kalite,kalitedir.

Röprodüksiyon: Bir resmin aslına uygun kopyası, bu fotoğraf olarak çoğaltma olabildiği gibi bir resme bakarak yapılan kopya da olabilir. Ressamları tanımak, bazı resim akımlarını tanımak onların sanatından yararlanmak açısından önemlidirler.

Rütuş: Çalışma bittikten sonra yapılan düzeltmeler, yerinde ve kararında yapılırsa çalışmanın daha güzel görünmesini sağlar.


Ritm: Şekillerin belirli aralıklarla tekrarı (ağacın dallarında yapraklar, gökyüzünde bulutlar gibi). Müzikte de benzer şekildedir.

Sanat: İnsanın duygu ve düşüncelerini değişik araçlarla başkalarına aktarma faaliyetidir. Dört grupta toplayabiliriz:

- Görsel Sanatlar: Resim, fotoğraf (yüzey sanatları) – Heykel, mimari (hacim sanatları)
- Fonetik Sanatlar: Müzik, edebiyat
- Dramatik Sanatlar: Tiyatro, opera
- El sanatları

Sanat Tarihi: Geçmişten günümüze kadar ortaya çıkmış sanat tarzlarını, türlerini, ortaya çıkış sebeplerini, gelişmelerini, toplumları etkileyişlerini inceleyen bilim dalı.

Siluet: Bir cismin leke şeklinde görünüşü.

Stilize: Konunun özelliğini bozmadan sadeleştirme.

Sufumato: Yumuşak gölge tekniği, ilk kez Leonardo da Vinci'nin kullandığı bir teknik, Mona Lisa'da bu çok açık görülüyor. Gizemli bir gülümseme, ellerin canlılığı bu teknikle başarılmıştır.

Suluboya: Kendine özgü boya ve kağıtlarla sulu olarak çalışılan bir tekniktir. Bu boyaların özelliği şeffaf olmalarıdır, alttaki boyanın veya kağıdın rengini yansıtırlar. Suluboyada kapatıcı olduğu için beyaz boya kullanılmaz, beyaz kağıdın beyazlığından yararlanılarak elde edilir. Suluboyanın yapıştırıcısı arap zamkıdır, bu zamk suluboyaya seffaflık sağlar. Zamk çok olursa suluboya çabuk kurur. Zamk miktarı biraz azaltılırsa daha geç kuruyan tüp içinde satılan boyalar oluşur. Son zamanlarda satılan köşeli kuru tabletler daha kalitelidir ve tek tek de satılabilmektedir.

Soyut Resim: Sanatçının renk, çizgi, leke, ritm vb. ögelerle oluşturduğu resim çalışmalarıdır. Soyut resim yapan sanatçılar, doğaya bakmazlar iç dünyalarında yaşadıkları coşkuyu, hüznü,müziği resim elemanlarıyla anlatırlar. Soyut resim klasik müzik gibidir; onda da inişler, çıkışlar, korkular, hüzünler notaların değişik şekillerde kullanılması ile verilir. Hatta müzikteki bir çok kavram resim sanatıyla ortaktır. Nüans, armoni, kontrast vs gibi.

Şövale: Resim sehpası, birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yere göre değişik özellikler vardır. Suluboyalar için masa üzerine konanlar, portatif olup katlananlar gibi. Dışarıda resim yaparken kullanılacak olanlar hafif olmalı, portatif olup taşınması kolay olmalıdır. Atölyelerde ağır, taşınması biraz zor olan sehpalar vardır. Malzemesi sağlam ve hafif olmalı, son zamanlarda metalik olanlar da kullanılmaktadır. Yağlıboya çalışmalarında özellikle gerekli olan bir malzemedir. Basit olarak evinizde kendiniz de yapabilirsiniz.

Tayf: Gözün görebildiği renklerin hepsine birden tayf denir.

Tempera: Tutkallı su ve boyalarla yapılan resim.

Taslak: Sonradan çalışılmak üzere bir resmin önceden hazırlanan hali.

Ton: Işık ve gölge arasındaki bütün kademelere ton denir. (Koyu, orta, açık)

Tuval: Yağlı boyayı çalışmak için önce bir tuvalimizin olması gerekir. Tuval çerçeve şeklindeki ahşap malzemenin üzerine bez gererek oluşturulur. Piyasada kırtasiyecilerde çok çeşitli boylarda ve kalitede tuval bulunuyor. Ahşap malzemeyi (çerçeveyi) bazı kişiler evde yapabilirler ama daha düzgün bir tuval için marangoza başvurmak gerekiyor. Köşelerin 90 derece olması önemli, bir de beze bakan kısmı biraz eğik yapılıyor; boyaların çerçeveye değmemesi için. Boyutlarını ayarlarken elinizdeki imkanlara, malzemeye, yeteneğinize göre ayarlayabilirsiniz. Ölçüyü belirlerken altın sayıları dikkate alabilirsiniz. Bu sayılar 1, 2, 3, 5, 8, 13 diye son iki sayının toplanması ile gider. Çerçeveyi yaptık veya yaptırdık diyelim, sıra geldi bezin gerilmesine. Bez olarak genelde amerikan bezi veya patiska denilen bez kullanılıyor. Son yıllarda ince kumaşlar tercih ediliyor. Patiska (bunlarda kalite kalite) biraz ince oluyor. Gererken iri başlı çivi, raptiye veya zımba kullanabilirsiniz.Tel zımbalar piyasada artık ucuz, bir tane bulundurun çok kolaylık oluyor. Bezi germek de dikkat istiyor. Önce bir tanesini ortadan zımbalayın, diğer kenarları da gererek ortadan zımbalayın, ondan sonrasını tuvali döndüre döndüre birer ikişer zımbalayın. Kumaşta pot kalmamalı, çok aşırı gerersek de çerçeve eğilebilir veya bez zarar görebilir. Gergin bir yüzey ama kontrollü. Bu işlemden sonra astar boya sürmek gerekiyor, çünkü bezler gözeneklidir ve boyayı emerler. Astar hem bu gözenekleri kapatır hem de süreceğimiz yağlıboyanın kumaş tarafından emilmesini önler. Astar olarak hem basit olarak plastik boya kullanılır (genelde beyaz renkte). Son zamanda dış cephe boyası kullananların sayısı da arttı. Bazı sanatçılar resme başlamadan önce bu astarlanan yüzeye beyaz yağlıboya ile bir kat geçiyorlar. Böylece tuvalimiz hazır oluyor.

Üslup: Sanatçının kendine özgü anlatış biçimi.
- Kişisel üslup: Sanatçıya özgü üslup.
- Kolektif üslup: Bir devre veya döneme ait üslup.
Örneğin, Van Gogh'un resmini görür görmez tanırız. Onu Van Gogh yapan kendine özgü bir üslubu olmasıdır.

Valör: Bir tonun ihtiva ettiği ışık ve gölgenin kuvvet derecelerine denir.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...