Vincent van Gogh Kimdir?

Pazar, Eylül 20, 2015

Merhabalar,
Bu yazıda hemen hemen hepimizin sevdiği eski kulağı kesiklerden Vincent van Gogh'u tanıyacağız. Dolu dolu bir hayatı olduğu için kronolojik sıraya göre yazmak istedim.
Dilerseniz başlayalım...

Vincent van Gogh, 1889

1853 : 30 Mart 1853 tarihinde Hollanda'nın güneyinde bulunan Brabant bölgesinin Groot Zundert köyünde doğdu. Ailesinde bankacı, tüccar, tablo satıcısı gibi zengin insanlar bulunmasına rağmen babası bir köy papazı.

1857 : 1 Mayıs günü kardeşi Theo doğar.

1864 : Zundert'e 30 km. uzaklıkta bulunan Zevenbergen yatılı okuluna yazıldı.

1866 : Ortaokul için başka bir okul olan Tinburg'a geçti.

1868 : Okulda öğretilen bilgileri anlamakta sorun çektiğini düşünerek eğitimini yarıda bıraktı. Zundert'e ailesinin yanına geri döndü. Sonradan kardeşi Theo'ya yazdığı mektupta, bu yıllarını "kasvetli, soğuk ve kısır" olarak betimleyecekti.

1869 : 30 Temmuz'da amcası aracılığıyla Lahey'deki resim galerisi Goupil ve Ortakları'nda çalışmaya başlar.

1872 : Kardeşi Theo ile mektuplaşmaya başlar.

1873 : Ocak ayında kardeşi Theo ile birlikte şirketin Brüksel ofisine geçer. Mayıs ayında ise şirket Vincent'ı İngiltere şubesine gönderir. Theo ise Brüksel şubesinde çalışmaya devam eder. Londra'nın güneyindeki Brixton bölgesine yerleşen Vincent, buradaki ev sahibesinin kızı Ursula Loyer'dan hoşlanır ve ona evlenme teklif eder, kız ise gizlice başka bir kiracıyla nişanlandığını söyleyerek Vincent'ı reddeder. Bu dönemde işteki başarısı nedeniyle çok para kazanan Vincent, gitgide içine kapanmaya ve dindarlaşmaya başlar.

1874 : Bu dönemde ilk ruhsal bunalımını yaşarken Londra'dan kaçar. Goupil Galerisi sahipleri de bu durumu anlayışla karşılayarak Vincent'ı, Ekim ayında geçici olarak şirketin Fransa/Paris şubesine gönderirler; Aralık'da Londra'ya geri döner.

1875 : Mayıs ayında yine Paris şubesine gönderilir. İşvereni ile sorunlar yaşar. Dinsel mistisizme ilgi duyar. Müşterilerle ve kurum yöneticileriyle sık sık anlaşmazlıklar çıkarıyordu.

1876 : Ocak ayında işvereni üç aylık işe son verme ihbarı yapar. Vincent zaten sevmediği bu işi bırakarak İngiltere'ye döner. Nisan ayında, Londra'nın güneydoğusunda Ramsgate kasabasında yatılı bir okulda öğretmenlik yapmaya başlar. Okul Middlesex'e taşınınca bir süre de Isleworth'de başka bir okulda öğretmenlik yapar. Aralık ayında Noel için Hollanda'ya ailesinin yanına döner. Bu arada ailesi Zundert'ten Etten'e taşınmıştır.

1877 : Dordrecht'de bir kitapçı dükkanında altı ay boyunca çalışır. 9 Mayıs'ta Amsterdam'a taşınır. Teoloji bölümüne girmek için üniversite giriş sınavlarına hazırlanmaya başlar.

1878 : Temmuz ayında on beş ay çalıştıktan sonra, sınava girmekten vazgeçer; Brüksel'deki Din Okulu'na girer, ancak üç ay sonra buradan da ayrılır. Aralık'ta Belçika'nın Borinage bölgesindeki kömür madeni işçilerine kendi hesabına vaizlik yapmaya başlar.

1879 : Ocak ayında Belçika Wasmes'de altı aylığına geçici vaiz olarak iş bulur. (Misyonerlik amacıyla) Burada çalışan madencilerin kötü yaşam koşullarından etkilenen Van Gogh, onlarla daha iyi iletişim kurabilmek için özellikle kötü koşullarda yaşadı, yemeklerinin ve giysilerinin neredeyse hepsini işçilere veriyordu. Yatak yerine saman üzerinde uyumaya başladı. Temmuz'da işindeki aşırı istekli tutumu nedeni ile ya da başka bir deyişle "rahiplik mesleğinin saygınlığını zedelediği için" işine son verilir. Fakat Vincent bir yıl daha buradan ayrılmadan Cuesmes'de kendi hesabına vaizlik yapmayı sürdürür.

1880 : Sonbahar döneminde kardeşi Theo'nun tavsiyesine uyarak resim alanında kariyer yapmaya karar verir ve maden işçilerini çizmeye başlar. Ekim'de Brüksel'e giderek anatomi ve perspektif dersleri alır; bu dönemde kardeşi Theo ona yaşamını sürdürmesi için para yardımı yapmaya başlar.

1881 : Brüksel Güzel Sanatlar Okulu'ndan bilinmeyen bir nedenle ayrılarak Nisan ayının 12'sinde Etten'e ailesinin yanına döner. Burada resim sanatı üzerine kitaplar okumaya başlar ve sık sık resim yapar. Dul kuzeni Kee Vos-Stricker'a aşık olur ve ona evlenme teklifi eder. Fakat teklifi "Hayır, asla, hiçbir zaman" (Niet, nooit, nimmer) sözleriyle reddedilir. Vincent, aşkını saplantıya dönüştürür ve Kee kendisinden köşe bucak kaçmaya başlayınca Kee'nin babasından onu defalarca ister. Bir keresinde Van Gogh, Kee'yi görebilmek için eniştesine baskı yaparken, elini bir mum alevi üzerinde tutarak "Elimi alev üzerinde tutabildiğim müddetçe onu göreyim." der. Ama eniştesi (Kee'nin babası) mumu üfleyerek söndürür. Ekim ayında Anton von Rappard ile mektuplaşmaya başlar. Aralık başında da Kee konusundaki ısrarı nedeniyle babasıyla kavga ederek evden ayrılıp Lahey'e yerleşir. Lahey ekolünün başarılı temsilcilerinden Anton Mauve'dan (aynı zamanda kuzeni) resim dersleri alır.

1882 : Van Gogh, Mauve'un yanında çalıştıysa da kuzeni çok geçmeden Vincent ile arasına mesafe koydu. Van Gogh'a göre bunun nedeni birlikte yaşadığı kadındı. Ocak ayında Sien ismiyle bilinen Clasina Maria Hoornik adında hamile bir kadını ve 5 yaşındaki kızı Maria ile birlikte evine aldı. Dedikodular kısa sürede tüm kasabanın dilinde dolanır. Vincent, çevresinden sert tepkiler almaya başlar. Bunun üzerine Theo'ya yazdığı mektupta şu sözlerle sitem eder:

"İnsanlar beni bir şeylerle suçluyor...
Bir şey saklıyor olmalıymışım...
Vincent, arkasında utanılacak bir şey saklıyormuş.
Pekala, bayım, sana ne sakladığımı anlatacağım:
—sen ki ahlakını ve dürüstlüğünü kanıtlamış adam— soruyorum sana:
bir kadını terk etmek mi daha erkekçe, ahlaklıca yoksa terk edileni korumak mı?"

1883 : Sien, Temmuz ayında bir erkek çocuğu doğurur ve adını Willem koyar. O doğunca Vincent ona da bakmaya başlar, kısa sürede bebek Vincent'a neşe getirir. Vincent'ın ve Sien'in ilişkisine ailesi ve yakın çevresi şiddetle karşı çıktılar. Theo, ağabeyine Sien'den ayrılıp eve dönmesi için baskı yapar. Van Gogh her ne kadar bu baskıya direndiyse de, Eylül ayında Sien ve çocuklarını bırakarak Lahey'den ayrılır. Hollanda'nın kuzeyinde bulunan bir eyalet olan Drente'ye giderek bir buçuk ay doğada yalnız başına yaşar, dolaşır ve resim yapar. Aralık'ta babasının atandığı Nuenen'e giderek ailesinin yanında kalır.

1884 : Nuenen'de kendini resme verir. Komşularını, tarlada çalışan işçileri, kulübelerinde kıyafet dokuyan dokumacıları çizer. Sonbaharda komşu kızlarından biri olan Margot Begemann ile ilişkisi olur. Ailesi ilişkiye karşı çıkar, kadın intihara teşebbüs eder Vincent onu hastaneye yetiştirir fakat ilişkileri sona erer. Theo, Vincent’in Mart başında yaptığı teklifi bir süre sonra kabul eder: Buna göre Vincent'in bundan böyle yaptığı tüm resimler Theo'nun ona göndereceği ayda 150 frank karşılığında onun olacaktır.

1885 : 27 Mart'ta babası bir inme sonucu hayatını kaybeder. Böylece Van Gogh derin bir yasa girer. Tam da bu dönemlerde Paris'te Van Gogh resimleri büyük ilgi görmeye başladı. Nisan-Mayıs aylarında ünlü resimlerinden biri olan "Patates Yiyenler" adlı tabloyu yapar. Ağustos ayında resimleri Lahey'deki bir galeride ilk kez sergilenir. Eylül ayında model olarak kullandığı kızlardan birini hamile bırakmakla suçlanınca, kasabanın Katolik rahibi, kasabalılardan ressama modellik yapmalarını yasaklar. Van Gogh burada yaşadığı dönem boyunca hep doğal ve kasvetli renkler kullandı. Daha sonraki eserlerinde ağırlıklı olarak kullanacağı canlı renklerden kaçındı. Van Gogh Kasım ayında Antwerp'e taşınır ve bir resim galerisinin üst katında yaşamaya başlar. Kardeşinden gelen tüm parayı resim malzemelerine harcar. Günlerinin çoğunu ekmek, kahve ve sigarayla geçiriyor, bir taraftan da çok fazla absint içiyordu. Muhtemelen vitamin eksikliğinden dişleri gevşeyip ağrımaya başladı.

1886 : Ocak ayında Antwerp'teki akademiye girer fakat birkaç haftaya kötüleşen sağlık durumu ve sanat eğitimine duyduğu güvensizlik nedeniyle okuldan ayrılır. Şubat ayının çoğunu hasta geçirdikten sonra Mart ayında Paris'e Theo'nun yanına gider ve Haziran'da Theo ile birlikte Montmartre'da Rue Lapic 54'e taşınır. Van Gogh Paris'te bir süre ressam Fernand Cormon'un atölyesinde çalışır. Paris'te hakim sanat akımları, izlenimcilik ve henüz yeni filizlenmekte olan yeni izlenimcilik idi. Theo'nun galerisi, Claude Monet, Alfred Sisley, Edgar Degas ve Camille Pissarro gibi izlenimci ressamların eserleriyle doluydu. Puantilist (noktacı) stilin ustaları Georges Seurat ve Paul Signac, şehrin en ünlü ressamlarıydı. Signac ile bizzat tanışır.

1887 : Haziran'da, Asnieres'de arkadaşı Émile Bernard ile beraber noktacı stili denemeye başladı. Bu stilde resimler, çok sayıda ufak renk noktasının sabırla kanvasa işlenmesiyle oluşturuluyordu. Van Gogh kardeşlerin arası, beraber yaşamanın getirdiği problemler yüzünden bir ara açıldıysa da 1887 baharında tekrar düzeldi. Kasım 1887'de Van Gogh, Danimarka'dan Paris'e yeni gelmiş olan ressam Paul Gauguin ile tanıştı ve iki ressam bazı eserlerini değiş tokuş ettiler. Bu arkadaşlık, bir yıl kadar sonra dramatik bir biçimde sona erecekti.

1888 : 20 Şubat'da Paris'in soğuk kışlarından bunalan Van Gogh, güneşli Güney Fransa kıyılara (Provence) Arles'e hareket eder. Mart ayı boyunca manzara resimleri yapar ve bunlardan üçü Paris Bağımsız Ressamlar Topluluğu'nun o yılki sergisinde sergilenir. Bu dönemde sık sık E.Bernard ile yazışır. Mayıs başında, Şubat'tan beri kaldığı otelden ayrılarak başka bir otele geçer ve Eylül ayında iki yatak ile bugün "Sarı Ev" denilen boş evin dört odasını tutarak oraya taşınır. Van Gogh, Sarı Ev'i kurmak istediği sanat kolonisinin merkezi olarak düşünüyor ve koloniye katılmaları için çevre kasabalardaki ressamlarla görüşüyordu. Yakın arkadaşı olan Paul Gauguin'i de Arles'e davet etti. Gauguin, uzun süre tereddüt ettikten sonra, Theo'nun parasal desteği ile 23 Ekim'de Arles'e geldi ve Sarı Ev'de Van Gogh'un kendisi için hazırladığı odaya yerleşti. İki ressam o ay boyunca resim gezilerine çıktılar, teknikler ve anlayışlar üzerine uzun uzun tartışmalar yaptılar. İkisinin de dengesiz duygusal yapısı nedeniyle, resim tartışmaları giderek kızışmaya başladı. Ruhsal sağlığı bozulmaya başlayan Van Gogh, Gauguin'in kendisini terk edeceğinden korkmaya başladı. Bu gergin durum, 23 Aralık 1888 gecesi bir krizle sonuçlandı. Bir kavga sonucu hışımla evden çıkan Gauguin'i bir süre takip eden Van Gogh, daha sonra eve döndü ve kendi sol kulağının alt kısmını kesip kopardı. Kopardığı parçayı bir bez ya da kâğıt parçasına sarıp yerel bir genelevde çalışan Rachel adlı fahişeye verdi. Geneleve çağrılan polisler, baygın halde buldukları Van Gogh'u hastaneye kaldırdılar. Olayı ertesi sabah öğrenen Gauguin, Theo'ya haber verdikten sonra Arles'dan ayrıldı ve bir daha Van Gogh'la görüşmedi. Van Gogh ise kan kaybı ve ruhsal bunalım sebebiyle birkaç hafta hastanede kaldı.

1889 : 7 Ocak'ta hastaneden çıkıp Sarı Ev'e yerleşen Van Gogh tekrar çalışmaya başlar. 4 Şubat'ta halüsinasyonlar ve zehirlenme paranoyası nedeniyle ikinci krizini geçirir; iki hafta süren bu krizi bir üçüncüsü izler. Hastaneden salınmaması yönünde Arles halkının baskı yapması sonucunda Nisan sonuna dek orada kalır. Nisan ayında Paul Signac'ın gözetiminde evine dönmesine izin verildi. Kasabada istenmediğinin farkına varan Vincent, Theo'nun tavsiyesine uyarak Saint-Remy'deki Saint Paul de Mausole akıl hastanesine yatmayı kabul eder ve 8 Mayıs'ta Arles'ten ayrılır. Hastanede kaldığı süre boyunca doktorların gözetiminde resim yapmaya devam eder, Haziran'da en bilinen resimlerinden biri olan Yıldızlı Geceler'i yapar. Temmuz ortasında tekrar bir nöbet geçirip boyalarını yemeye kalkışınca durumu düzelinceye kadar resim yapmasına izin verilmez. Zamanının çoğunu odasında geçirir. Sadece doktorlarının gözetiminde kısa yürüyüşler yapabilir. Yıl sonuna kadar bir dizi nöbet geçiren Van Gogh, Paris'te iyiden iyiye ünlenmişti.

"Bana gelince, benim genelde endişeli ve kaygılı bir yapım var, çünkü yaşamımın hiç de durgun geçmediğini düşünüyorum; ve bütün bu acı hayal kırıklıkları, zorluklar ve değişimler ressamlığımı tam anlamıyla geliştirmeme engel oldu."
Vincent van Gogh
16 Haziran 1889

"...kırlardayken korkunç derecede yalnızlık hissine kapılıyorum,
öyle ki dışarıya çıkmaktan çekiniyorum..."
Vincent van Gogh
19 Eylül 1889

1890 : Ocak'ta Mercure de France dergisinde Albert Aurier'in yazısında Van Gogh'dan "dâhi" diye bahsediliyordu. Ocak sonunda bir hafta süren bir kriz daha yaşar. 31 Ocak'ta Theo'nun oğlu doğar, adını Vincent Willem koyarlar. Şubat ortalarında gelen bir sonraki kriz Nisan ortasına kadar sürer. Mart ayında bir tablosu Brüksel'de 400 franga satılır. 17 Mayıs'ta Paris'e gider; üç gün Theo'nun yanında kalır. 21 Mayıs'ta Dr. Gachet'nin kontrolünde olacağı Auvers'e gelir. 21 Temmuz'da Paris'te Theo’yu ziyaret eder, ve başka ressam arkadaşları ile görüşür. Ardından Auvers'e döner.

"Şu anda geçen yıla oranla oldukça sakinim ve kafamda huzursuzluklar da büyük oranda azaldı."
Vincent van Gogh
10-14 Temmuz 1890

27 Temmuz'da resim malzemelerini de yanına alıp bir tarlaya yürümeye giden Vincent Van Gogh, kendisini tabancayla göğsünden vurdu. Sendeleyerek kaldığı otele döndü ve yatağına uzandı. Kanamayı fark eden otel sahibi Van Gogh'un doktorunu çağırır. Fakat mermiyi çıkarmak çok riskli olduğu için müdahale edemezler ve Theo'ya hemen gelmesi için haber yollarlar. Vincent Van Gogh, 29 Temmuz sabahı kardeşi Theo'nun kollarında "Keşke böyle ölebilseydim." diyerek can verir.

"Keder sonsuza kadar sürecek."
(La tristesse durera toujours)
Vincent Van Gogh, ölmeden önce yatağında yatarken
Theo'nun notları

Tüm bu notlar Pınar Kür'ün Türkçeye çevirdiği ve Türkiye'de YKY tarafından basılan "Theo'ya Mektuplar" adlı kitaptan alınmıştır.

Vincent van Gogh, 1889

Auvers'daki Katolik kilisesi Vincent'ın kendi mezarlıklarına gömülmesine, intihar ettiği için karşı çıktı. Yakınlardaki Mery kasabası ise buna izin verdi ve 30 Temmuz'da cenaze töreni yapıldı. Vincent'ın eski dostu ressam Emile Bernard, Gustave-Albert Aurier'ye cenaze detaylarını şöyle yazdı:

Tabut kapatılmıştı. Dört yıl önce beni çok heyecanlandırmış olan adamı görmek için geç kalmıştım . . .

Naaşının olduğu odanın duvarlarında asılı olan son resimleri onu saran bir renk halesi gibiydi ve resimlerden fışkıran deha orada bulunan biz ressamlar için bu ölümü daha da dayanılmaz hale getiriyordu. Tabut beyaz bir örtü ile örtülmüş ve çevresi de çok sevdiği ayçiçekleri de dahil olmak üzere bir sürü sarı çiçeklerle sarılmıştı. Hatırlayacağınız gibi, sarı en sevdiği renkti ve temsil ettiği ışığın tüm insanların kalplerini ve sanat eserlerini doldurmasını hayal ederdi.

Tabutunun yanında, şövalesi, portatif iskemlesi ve fırçaları duruyordu.

Aralarında Lucien Pissarro ve Lauzet’yi ayırtedebildiğim, çoğunlukla ressam olan pek çok insan geldi. Benim tanımadığım, ama onu az da olsa tanıyan, veya bir kez bile görmüş olsa bile, iyi kalpliliğinden ve insancıllığından ötürü seven oralı insanlar da vardı . . . .

Dostumuzun içinde yattığı tabutun başında tamamen sessiz bir şekilde duruyorduk. Son çalışmalarına bir göz attım; bir tanesi Delacroix’nın Bakire ve İsa’sından esinlenilmiş çok güzel ve kederli bir resimdi. Bir diğeri; Yüksek hapishane duvarları arasında çember halinde yürüyen mahkumlar, Doré’den esinlendiği korkunç bir gaddarlık yansıması olan, ve belki de kendi sonunu betimleyen bir resimdi. Hayat da onun için böyle değil miydi, bunun gibi çok yüksek duvarlı bir hapishane . . . ve ortada bir çember halinde durmadan yürüyen insanlar da, kaderin kırbacı altında ezilerek yürüyen zavallı ressamlar, zavallı ruhlar değil miydi? . . . .

Naaşı saat üçte gözyaşları arasında dostları tarafından cenaze arabasına yüklendi. Kendisini ağabeyine adamış olan Theodore van Gogh, hıçkırıklar içindeydi . . . .

Dışarıda yakıcı bir güneş vardı. Bir yandan Auvers dışındaki tepeye tırmanırken, diğer yandan onun resim dünyasına etkisini, aklındaki büyük projelerini ve her birimize yaptığı iyilikleri konuştuk.

Mezarlığa ulaştık; mezarlık, -- muhtemelen onun da görse seveceği -- mavi gökyüzünün altındaki hasata hazır olgunlaşmış tarlalara bakan küçük bir tepenin üzerindeydi.

Daha sonra mezarına indirildi . . . .

O sırada kim olsa ağlamaya başlardı . . . o gün tam onun sevdiği gibiydi, hala aramızda olduğunu ve de bu güzel güneşli günden keyif aldığını hayal etmemek mümkün değildi . . . .

Gachet (kendisi büyük bir sanatseverdir ve günümüzdeki en iyi empresyonist resim koleksiyonlarından birisine sahiptir) Vincent ve hayatı hakkında birkaç söz söylemek istedi, ancak o da sürekli ağlıyordu ve ancak kekeleyerek ona veda edebildi . . . (belki de bunu yapmanın en güzel yoluydu).

Vincent’ın çabasından ve başarılarından, amacının ne kadar yüce olduğundan ve ona ne kadar hayran olduğundan bahsetti (onu kısa bir süredir tanıyor olmasına rağmen). Hayatta iki amacı olan büyük bir insan ve büyük bir ressamdı, dedi Gachet; insanlık ve sanat. Onu her şeyden daha değerli kılanın ve sonsuza kadar ismini yaşatacak olanın sanat olduğunu söyledi.

Daha sonra geri döndük. Theodore van Gogh kederden bitik haldeydi; törene katılan herkes çok duygulanmıştı, kimileri hava alabilmek için açık alanlara doğru yürüdü, diğerleri istasyona geri döndü.

Laval ve ben ondan konuşarak, Ravoux’nun evine döndük . . .

Theo van Gogh Vincent’tan altı ay sonra öldü. Utrecht'te gömüldü, ancak Vincent'ın resimlerinin yılmaz koruyucusu olan karısı Johanna, 1914'te Theo’nun naaşını Auvers mezarlığına, Vincent'ın mezarının hemen yanına naklettirdi. Johanna, Dr. Gachet'nin bahçesinden alınacak menekşelerin mezarların üstüne dikilmesini istedi. Bugün de aynı menekşeler Vincent ve Theo'nun mezarlarını örtmektedirler.


Vincent ve Theo'nun mezarı, Auvers-sur-Oise

Bölüm Sonu Canavarı:


Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Eserin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Anlayışınız için teşekkürler.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

3 yorum

  1. Babası gibi rahip olmak istemesine rağmen girdiği sınavların hiçbirinde başarılı olamamış ve yolunu kaybetmiş bir şekilde oradan oraya savrulmuş. Pek çok yer gezen, zaman zaman akrabalarının zaman zaman ailesinin yanında kalan Van Gogh, uzun süre kötü şartlar altında yaşamış. Alkol ve sigara kullanımı arttırması ile hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı bozulmuş. Onu hiçbir zaman bırakmayan tek yoldaşı ise kardeşi Theo olmuş. Hakkında merak ettiklerimi buradan öğrendim: https://paratic.com/vincent-van-gogh-kimdir/ Göz atmanızı öneririm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ev-vet. Ben daha kronolojik bir sıra içerisinde anlatmaya çalışmışım. Bu da güzel bir biyografi, okudum. Buraya ekleyelim. Bakmak isteyenler buradan da faydalanabilir.

      Sil
  2. 30 Mart 1853’te Hollanda’da dünyaya gelmiş Vincent Willem van Gogh. Hayatını ve eserlerini bu içerikte detaylı bir şekilde öğrenebilirsiniz: https://paratic.com/vincent-van-gogh-kimdir/

    YanıtlaSil

Yorumunuz blog yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. İlginiz için teşekkürler...