Vétheuil Yakınlarında Gelincik Tarlası

Pazar, Ağustos 16, 2015


Ressam: Claude Monet

Eserin Bitiş Tarihi: 1879 / 1880

Eserin Bulunduğu Yer: E. G. Bühre Stiftung, Zurih

Eserin Gerçek Boyutu: 71.5 cm x 90.5 cm

Tür: Manzara

Stil: İzlenimcilik

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

"Ben işimin kölesiyim; hep imkansızın peşinde koştum... Yaşamak için çok az zamanım kaldı. Bu zamanın tümünü, mükemmele ulaşabileceğim ve -eğer mümkünse- beni tatmin edecek bir şey yapabilmek umuduyla resme vermeliyim." demişti büyük sanatçı ölümünden 8 yıl önce yazdığı bir mektupta. Öldüğünde yaptıklarından tatmin olmuş muydu bilinmez; fakat geleneksel resim anlayışına farklı bir bakış açısı getirerek Batı resim tarihinde bir çığır açtığı kesin.

Claude Monet'nin biyografisini yazarken, 1878 yılında eşi Camille ve iki oğlunu da alarak Argenteuil'den ayrılıp Vétheuil'e gittiğinden bahsetmiştim. Monet, tıpkı Paris'te olduğu gibi bu bölgede de çiçek tarlalarında vakit geçirmeyi ve orada gördüklerini tuvaline aktarmayı çok severdi.

"Vétheuil Yakınlarında Gelincik Tarlası (Poppy Field near Vétheuil)" adlı resimde az ötede kalan büyük ve uzun yapının bir Katolik kilisesi olduğu tahmin edilmektedir. Emin değilim ama bana kalırsa Monet, muhtemelen güzel bir günde yine ailesiyle birlikte günlük yürüyüşlerinden birine çıkmıştı ve kilisenin karşı tarafındaki (o zamanlarda) hafif tepelik olan gelincik tarlasından etrafı izliyordu. Yakın plandaki gelincikler daha ince çalışılmışken, şehrin iç kısımlarının olduğu yerler daha kabaca biçimlendirilmiş. Bu gelincik tarlası ve şehir arasında bir göl bulunmakta. İlk bakışta belki rahatça göremeyebilirsiniz fakat resmi yakınlaştırırsanız eminim daha küçük detaylara bile dikkat edeceksinizdir.

Yukarıda ressamın, resimlerini gözlemleyerek tuvaline aktardığını söyledim. Onun yaptığı resimler hiçbir sistemli uygulama tekniği üzerine temellenmemişti. Kendi tekniğini, yaptığı gözlemleri resme aktararak geliştirmişti. Bu da haliyle, birbirine benzer fakat tam anlamıyla aynı olmayan çeşitli tekniklerin doğmasına neden oluyordu. Eserler, nesnenin yapısı ve ışığın nesne üzerinde yarattığı farklılıklara göre değişiklik gösteriyordu. Örnek olarak; kimi zaman yayılmış kimi zamansa bölünmüş, bazen kalın bazen de geçirgen, parlak ve katıksız renk kullanımını verebiliriz.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

Yorumunuz blog yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. İlginiz için teşekkürler...