Olympia

Cumartesi, Ağustos 29, 2015


Ressam: Édouard Manet

Eserin Bitiş Tarihi: 1863

Eserin Bulunduğu Yer: Musée d'Orsay, Paris

Eserin Gerçek Boyutları: 130.5 cm x 190 cm

Stil: Realizm - Modernizm (?)

Tür: Nü Resim

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

1860'lı yıllara gelindiğinde Manet'nin ilgi alanı artık eski ustaların başyapıtlarıydı. Ressamın çocukluk arkadaşı ve daha sonra biyografisini yazacak olan Antonin Proust'un 1890 yılında anlattıklarına göre, ikili bir pazar günü Argenteuil'e giderek Seine Nehri'nin kenarına oturup beyaz filikaları izlemişler. O gün Manet'nin gözü nehirde yıkanan kadınlara takılmış ve Proust'a dönerek "Öyle görünüyor ki bir çıplak çizmeliyim. Evet, mutlaka bir tane yapacağım. Atölyede iken bir Giorgione kadınının müzisyenlerle birlikte oturuşunu kopyalamıştım. Tablo çok karanlıktı. Şimdi her şeye baştan başlayıp görünür bir atmosferde bu gördüğümüz insanlara benzer insanlar çizeceğim." demiş. Ardından Kırda Piknik'i daha sonra Olympia'yı yaptı.

Antik Yunan döneminden beri çıplak figürlerin resimleri yapılırdı. Çıplak olan kadın veya erkek figürleri, eğer figürler mitolojik tanrılar, tanrıçalarsa hiçbir zaman sorun teşkil etmezdi. Tanınmış ya da sıradan bir insan çıplak çizildiğinde ise bu, insanlar tarafından hoş karşılanmıyordu.

Olympia'nın kompozisyonunda Titian'ın Urbino VenüsüGiorgione'nin Uyuyan Venüsü ve Francisco Goya'nın Çıplak Maya'sından etkilenen Manet, çıplak bir Venüs'ün ideal fantezisi yerine çağdaş bir hayat kadınının tüketilebilir bedenini çizerek modern bir gerçekçilik anlayışı sergiledi. Yastıklar üzerine uzanan beyaz tenli modelin bakışları, pozu, güzelliği ve vücudu şüphe götürmeyecek kadar gerçekçi. Yani ressam, klasik tabloların aksine hiçbir gönderme içermeyen gerçek bir çıplak çizmişti.


Manet'nin çalışması, tabloyu bitirdikten 2 yıl sonra (1865) Paris Salonu'nda sergilendiğinde büyük bir skandala sebep oldu. Nemflerin, satirlerin ya da egzotik odalıkların betimlendiği tablolar ahlakla alakalı hiçbir soruyu akla getirmezken, Olympia'nın bedenini cesurca sergilemesi eleştirmenleri ve izleyicileri önce şaşırtmış, ardından kızdırmıştı. O sene yapılan Paris Salonu sergisi sırasında yazılan 85 eleştiri makalesinin 72'si genç kızların ve hamile kadınların Olympia'dan uzak durmaları için yazılan uyarı yazılarından oluşuyordu. Salon yönetimi sergi sırasında eseri olası saldırı tehlikelerine karşı korumak amacıyla ayrı bir odaya taşımak zorunda kaldı. Bunun yanında Emile Zola, Charles Baudelaire, Claude Monet gibi daha sonraları İzlenimcilik akımını oluşturacak isimler eseri ve sanatçıyı övgüyle savundular. (Ek bir bilgi: Manet, İzlenimcilik ressamlarından sayılsa da, hiçbir zaman tam olarak İzlenimcilik akımı içinde yer almamıştır. Fakat akımın oluşmasında eserleriyle diğer sanatçılara yol gösterdiği için kurucularından sayılır.)

Şimdi biraz model hakkında bilgi vermek istiyorum. Eserde ressama modellik yapan kişi, aynı zamanda kendisi de bir ressam olan Manet'nin favori modeli Victorine Meurent'ti. Ressam, bu tabloda Meurent'i sıska bir şekilde ve normalde kızıl saçlı olan modelin saç rengi kahverengi olarak betimlenmiştir. Baudelaire'nin bu değişikliklerle ilgili düşünceleri ise şu yönde: "Onu büyüleyici yapan açık saçıklığındaki inceliktir. İncelik şişmanlığa nazaran daha sade olmasına rağmen daha edepsiz."

Resmin merkezindeki çıplak beyaz kadın, şık beyaz çarşafların üzerinde çiçek desenleriyle süslenmiş ve altın rengi püskülleri olan bir yatak örtüsünün üzerinde uzanıyor. Çarşafın bir kısmı yatak altı şiltesinin görüneceği biçimde yukarıya kıstırılmış. Yastıklar buruşuk. Modelin arka tarafındaki duvar kahverengi ve üzerinde çiçek desenleri var. Yeşil bir perdenin bir kısmı da görünmekte. Şuradan çok daha detaylı bakabilirsiniz.

Burada Urbino Venüsü'nü tekrar hatırlayalım. Bu eser, Olympia ile birçok yönden benzerlik gösteriyor. Tabiri caizse Olympia, Urbino Venüsü'nün güncellenmiş versiyonu. Fakat Titian'ın tablosu sergilendiği dönemde (1500'lü yıllar) ve sonrasında tepki almamıştı. Çünkü o Tanrı Venüs'ü resmine yerleştirmişti. Manet'nin tablosundaki ise model ise bir hayat kadınını andırıyordu. Üstüne üstlük büyük bir rahatlıkla "Benim işim de bu." der gibi bakıyordu. Demek istediğim, eleştirmen ve izleyiciyi asıl rahatsız eden onun çıplaklığı değil, sıradan biri olup sanki bu yaptığından zevk alıyormuşçasına sergilediği rahat tavırlar ve cürretkar bakıştı. Başka bir unsur da figürün aslında tamamen çıplak olmaması. Biliyorum burada biraz kafanız karıştı ama açıklayacağım. Figürü baştan sonra incelediğimizde saçlarında bir çiçek, boynunda siyah bir kurdele, belki bir kolye, kulaklarında inciye benzer küpeler, kolunda altın bir bilezik ve ayaklarına geçirmiş olduğu terlikleri görüyoruz. Tüm bu detaylar onun bedenindeki çıplaklığı daha çok vurgularken aynı zamanda bir gerçeği de gözler önüne seriyor, zenginlerle birlikte olan rahat bir yaşama sahip hayat kadını imajı sergiliyor. O dönemlerde saça takılan çiçek, tepede toplanmış saçlar, siyah kedi ve bir buket çiçek cinselliğin simgelerindendi. Yine arkada duran tamamen giyinik resmedilen hizmetçinin kıyafetleri ve bir hayat kadınına hizmet ediyor olması ortamdaki "cinsel gerilimi" arttıran faktörlerden.

Bazı yorumcular, modelin saçına taktığı çiçeğin orkide olduğunu savunsalar da bu çiçek aslında amberdir. Kadının mavi ve altın renkteki saten topuklu terliklerine baktığımızda birinin ayağında diğerinin de yatağın üzerinde durduğunu görüyoruz. Terliklerin önü kapalı. Ve terliksiz ayağındaki parmakların olduğu kısım, terlikli ayağı tarafından kapatıldığı için görülmemektedir. Kadın, cinsel organını elleriyle kapatmıştır.

Manet, genel olarak tablolarında merkezdeki figürlerini ön plana çıkarmayı ve figürlerini donmuş bir ifadeyle ya da izleyicinin gözlerinin içine bakarken çizerdi. Olympia'nın durgunluğunda Japon sanatından etkilendi. Resimdeki kadın, bazı yorumculara göre hizmetçisinin ona sunduğu çiçekleri gönderen müşterisine bakmaktadır. İzleyiciyi rahatsız eden bir nokta da müşterinin yerine geçip, onun gözlerinden izlemesi.

Gözlerimizi yavaş yavaş hizmetçiye çeviriyoruz. Beyazımsı renkte kıyafet giymiş siyahi hizmetçi, elinde bir buket çiçekle kadının arkasında durmaktadır. Buketteki çiçeklerin renkleri mavi-morumsu, kırmızımsı ve beyazdır. Ana modelin saçındaki çiçek ve siyahi hizmetçinin elindeki çiçeklerin rengi hemen hemen aynı. Hizmetçi beyaz kadına, kedi ve model izleyiciye bakmaktadır.

Manet'nin Olympia'ya hazırlık için yaptığı suluboya çalışması

Tabloya bakıldığında sanki sadece iki renk tonu var ve bu tonlar birbirleriyle savaşıyormuş gibi. Yani beyaz çarşaflar ve beyaz tenli bir kadının resmedilmiş olması koyu renkteki arka plan üzerinde geniş solgun bir leke oluşturmuştu. Burada siyahi bir zenci ve kara kedinin de neden resmedildiğine girmiş olduk. Ressam, eserde bu renklerin eksikliğini çekiyordu. Çünkü istediği şey, Olympia'nın çıplaklığının belirginleşmesiydi. Bu yüzden tonsal zıtlığı oluşturmak için, aklına gelen ilk fikir siyahi bir hizmetçi, belki bir köle yerleştirmekti.

Kırda Piknik'i anlatırken söz etmiştim. Olympia'da aynı şekilde figürler ve natürmont yan yanaydı. Paul Cezanne tablodaki hizmetçinin tuttuğu bukete odaklanmıştı. Ona göre bu buket natürmontu ressamın sanatının en saf haliydi.

Manet'nin Olympia için yaptığı hazırlık çizimlerinden bir örnek

Olympia'nın bakışlarında sanki farklı bir şey daha vardı. Tam olarak anlamlandıramıyorum fakat sanki meydan okuyor. "Yalnızca ben istersem, vücudumun size sunduğum kadarına sahip olabilirsiniz. Çünkü kendimin tek sahibi benim." der gibi. Bu açıdan Olympia, sokaklarda fahişelik yapan sıradan birini değil üst düzey (ya da modern) bir hayat kadınını temsil ediyordu. Mekan kendisine ait. Hizmetçi ve kedi de onu tanıyor gibiler. Odalığın genel durumuna bakınca buranın bir genelevden çok, burjuva evine benzediğini de söyleyebiliriz. O dönemlerde Paris'te zina yapılan evler, dışarıdan normal bir ev gibi görünmesi açısından burjuva evi gibi döşenip sanki ev kadın ve erkek tarafından ortak paylaşılıyormuş gibi bir izlenim verilirdi. Bu ev de o evlerden olabilir mi, neden olmasın?

Resimde bir diğer dikkat çeken özellik Olympia'nın elleri. İzleyicinin tüm dikkati hem bu eller üzerinde birleşiyor hem de uzaklaşıyordu. Yani ressam, hem gerçeği üretiyor hem de onu izleyiciden uzaklaştırıyordu. Resimdeki kızın içinde kendi kişiliği gördüğü için esere "Manette" olarak sesleniyordu.

Olympia; Pablo Picasso, Ernst Ludwig Kirchner, Paul Gauguin, Paul Cezanne, Larry Rivers gibi birçok ressama esin kaynağı oldu. Bu ressamlar eserin, sanat tarihinin ilk avangart çıplağı olduğunu düşündüklerinden dolayı Manet de avangartın lideri haline geldi.

Olympia, ressamın en "Baudelairevari" eseridir ve Kötülük Çiçekleri'ndeki şiirleri anımsatır.

Notlar:

1850'lerin sonlarından beri Baudelaire ve Manet yakın arkadaştılar. Birbirlerinin işlerini de yakından takip ediyorlardı. Manet, tablosuna gelen tepkiler üzerine Mayıs ayında dostuna bir mektup yazdı ve şunları söyledi:

"Burada olmanı çok isterdim sevgili Baudelaire. Hakaretler üzerime dolu gibi yağıyor. Daha önce hiç böyle bir durumla karşı karşıya kalmamıştım. Resimlerim hakkındaki yargılardan hoşlanmıştım fakat tüm bu itirazlar sinir bozucu. Birilerinin yanıldığına eminim. Fantin tüm çabasıyla beni savunuyor."

Baudelaire, cevabında Manet'ye destek verdi ve moralini bozmamasını istedi. Yeniliğe karşı çıkan insanları umursamamasını söyledi ve sanatı yüzünden eleştirilen ilk kişinin kendisi olmadığını ona hatırlattı.

Creative Commons Lisansı
Bu eser Creative Commons Alıntı-LisansDevam 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır. Eserin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilmeden kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Anlayışınız için teşekkürler.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...