Buğday Tarlası ve Kargalar

Perşembe, Temmuz 23, 2015


"Bu, üzerinde kuşlar uçuşan bir mısır tarlasının resmidir."

John Berger
Görme Biçimleri s.27


Eserin Bitiş Tarihi: 10 Temmuz, 1890

Eserin Yaradılış Yeri: Auvers-sur-oise, Fransa

Eserin Bulunduğu Yer: Van Gogh Müzesi, Amsterdam

Eserin Gerçek Boyutu: 50.5 cm x 103 cm

Dönem: 19. Yüzyıl

Tür: Manzara

Stil: Ard İzlenimcilik

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

Diğer İsimleri: Ekin Tarlası ve Kargalar, Kargalarla Buğday Tarlası

Post-Empresyonist Hollandalı sanatçı Vincent van Gogh'un muhteşem eserleri, birçok sanat akımını güçlü bir şekilde etkiledi. Tüm eserlerini on yıl içinde yaratan ressamın sadece bir yıl içinde yaptığı çalışmaların toplamı, 150 tablo ve çizimden oluşuyordu. Van Gogh, gece ışığı ve gölgelerin inceliğini yansıtmaya yönelik benzersiz yeteneğiyle, dış mekan betimlemelerine imza attı. Akıl hastalığının etkisinde yaşanan dönemlerle dolu bir hayata rağmen, başyapıtlarının birçoğunu hastaneye yatırıldığı sırada yarattı. Hayatı boyunca sadece bir tablosunu satan ressam, ölümünden sonra geçtiğimiz yüzyılın en etkili sanatçılarından biri haline geldi.

Buğday Tarlası ve Kargalar (Wheatfield with Crows) adlı resim Van Gogh'un en ünlü eseridir desek pek de yanılmış sayılmayız aslında. Aynı zamanda üzerinde en çok tartışılan eserdir. Çünkü tüm Van Gogh eserleri içinde üzerine en çok ve farklı şekilde anlamlar yüklenmiş eser budur. Van Gogh da tıpkı Da Vinci gibi tablolarının içine çeşitli mesajlar gizlerdi. Kimi eleştirmenlere göre bu eser onun tuvale işlenmiş bir intihar notu. Çünkü eseri ölümünden birkaç hafta önce tamamlamıştı. Bu görüş yalnız değil. Aynı zamanda bu çalışma ressamın kendi sanatının en parlak dönemindeyken resmettiği tek kasvetli eser. Bazıları ise böyle düşünmüyor. Onlar, tuvaldeki kompozisyonun arka planına bakarak daha olumlu bir açıdan yaklaşıyorlar. Bir başka görüşü savunan eleştirmenler de eserin görünen yüzünden daha da derine inerek tuvalin ve fırça darbelerinin ötesine geçerler. Resimdeki imgelerin tamamen yeni bir tür dil aracılığıyla ressamın tuvaline yansıyan bilinçaltı olduğunu iddia ederler.

İnişli çıkışlı bir kompozisyona sahip olan eser, Van Gogh'un son yıllarında yaşadığı ruhsal çöküntüye uygun olarak da tarladaki yalnızlık duygusunu çok etkili bir biçimde yansıtmaktadır. Bazı kaynaklarda eseri, ölümünden iki gün önce tamamladığı bilgisi ve yaptığı son resim olarak bilinmesi yanlış bir görüş. Bu görüşün yaygınlaşmasının nedeni Lust for Life ve Vincent and Theo gibi popüler sinema filmleri tarihe bağlı kalmadan duygusal etkiyi arttırmak için, bu eseri Van Gogh'un yaptığı son resimmiş gibi anlatırlar. İşin doğrusu resmin tam olarak resmedildiği tarihi söylemek güç. Ressam 29 Temmuz'da vefat etmişti. 10 Temmuz'da yazdığı mektuplardan birinde üç tane yağlıboyadan bahsediyor:

"... geniş buğday tarlaları, ve kendi tarzımın dışına çıkarak korkunç derecede bir üzüntü ve yalnızlığı anlatmadım. İlk fırsatta Paris'e kendim gelerek bu resimleri sana göstermeyi umuyorum, çünkü bu resimlerde sana kelimelerle anlatamadığım, bu topraklardaki sağlık ve tedavi edici gücü göreceğini düşünüyorum."

Bu cümleleri yorumlamak hatta yorumlamaya çalışmak güçtür. Van Gogh, bir yandan resmin üzüntü ve yalnızlığı betimlediğini söylerken diğer yandan da sağlık ve iyileştirme gücünden bahsetmekte.

Ressamın kaleme aldığı mektupta "büyük" olarak bahsettiği eserlerin hangileri olduğu konusunda bir belirsizlik söz konusu. Van Gogh uzmanı Ronald Pickvance mektupları derinlemesine inceledikten sonra ressamın "Buğday Tarlası ve Kargalar" adlı eseri yaklaşık olarak 7 ile 10 Temmuz arasında tasvir ettiğini ileri sürmektedir. Bu tarih, Van Gogh'un vefatından yani intiharından iki hafta öncesi. Kesin bir sonuç olmadığı için bu konunun tartışması devam etmektedir ve birçok ünlü yorumcu ve eleştirmen fikir ayrılığına düşmüştür. Sonuçta, intihar etmesine günler kala tamamladığı eserlerden biri olduğu açıkça ortada. Eser, ressamın son resmi olmadığı için "intihar notu" olduğu konusundaki düşüncenin doğru olmadığı meydana çıkmaktadır.


Ressamın, eserlerinin içine çeşitli mesajlar gizlediğinden bahsetmiştim. Bu resim, içinde barındırdığı temel ögelerin sembolik olarak yorumlanması açısından da bir hayli ilgi çekici.

Yollar: Eserde farklı yönlere uzanan yollar ressamın yaşamının geçmişi ve geleceği olarak yorumlamak çok da zor değil aslında. Bu yollar üçe ayrılmakta: köşelere doğru iki ve ortada ufka doğru uzanan bir yol. Sağdaki ve soldaki yollara baktığımızda nereden geldikleri ve nereye gittiklerinin belli olmadığını görürüz. Ortadaki yol ise anlamlandırmaya en uygun olanıdır. Aşağıdaki soruların cevabı ise tamamiyle resmin izleyicisine bırakılmıştır:

Yol herhangi bir yere varmakta mıdır?

Buğday tarlasını katedip yeni ufuklara mı uzanmaktadır?

Yoksa kaçınılmaz bir çıkmakta son mu bulmaktadır?


Gökyüzü: Ressamlığının ilk yıllarından beri Van Gogh fırtınalı havaları sevmişti. Güçlü doğa olaylarına hep saygı duymuş ve hem çok güçlü olmaları hem de ressama tuval başında büyük bir potansiyel sağlamaları yüzünden bu tür havaları resimlerine sıkça konu etmişti. Van Gogh yine mektuplarından birinde fırtınaların nasıl da özgürlüğe açılan yollar olabileceğini yazmıştı:

"Pilot kimi zaman içine çekilip yok olmak yerine, fırtınayı kullanarak bir kaçış yolu da bulabilir."

Yıllar geçtikçe Van Gogh'un bozulan akıl sağlığının etkisiyle, doğa olaylarını algılayışı ve yorumlayışı da daha karamsar bir havaya bürünmüş olabilir. Yine de ressamın erken dönem mektuplarına dayanarak fırtınaların doğanın gücünü olumlu yönde yansıtan ögeler olarak gördüğünü söyleyebiliriz.

Kargalar: Eserdeki en çarpıcı öge kuşkusuz ki kargalardır, bunda hemfikiriz. Eserde olduğu gibi kargalar için de sayısız farklı yorum yapılmıştır. Bu yorumların büyük bir çoğunluğu kargaların uçtukları yön hakkındadır. Kargalar ressama doğru mu yoksa aksi yöne doğru mu uçuyorlar? Eğer bizler kargaların kendimize doğru uçtuğunu düşünürsek, yani aynı zamanda ressama doğru da, resim bir anda yaklaşmakta olan bir felaketi önceden haber veren bir tona bürünüyor. Eğer kargaların aksi yönde hareket ettiğini düşünürsek, bir tür ferahlama ve kurtuluş hissi sarıyor etrafımızı. Bu düşünceler iki temek üzerinde şekilleniyor:

Birincisi, "tavuk ve yumurta" durumunda olduğu gibi kargaların uçuş yönünü kestirmek muhtemelen hiçbir zaman mümkün olmayacak.

İkinci, kargaların ölümün habercisi oldukları tamamen bir kurgudan ibaret. Van Gogh'un mektuplarında bu durumu destekleyecek herhangi bir veri de bulunmamakta. Aksine o, doğaya ve barındırdığı her şeye tutkuyla bağlıydı. Yazdığı mektuplara bakıldığında kargaları kötülemekten çok onlara sempati beslediğini anlıyoruz:

"Baştan sona üzerilerine kargaların yuva yaptığı at kestaneleri ve ıhlamurlar uzanan yollarını ve güzel bahçelerini görmek için geçen hafta Hampton Court'a gittim. Gitmişken sarayı da gezdim ve resimleri seyrettim.

Sabah Büyük Kilise'de bir sürü karga gördüm. Yakında bahar gelecek ve tarla kuşları da dönüyor olacaklar. 'Yeryüzünü yeniledi' ve şöyle devam ediyor: 'Bakın her şeyi yeniliyorum' ve eğer ki Tanrı yeryüzündeki her şeyi yenileme gücüne sahipse, o zaman insanın bedenini, kalbini ve ruhunu da yenileyebilir."

Resimdeki kargaların bir aradaki güçlü etkisini inkar etmek ne kadar olanaksız olsa da, kargaları ölümün habercileri veya simgesi olarak tanımlamak da Vincent van Gogh'un bu resme yaklaşımına karşı haksızlık olur.

Sonuç Olarak

Eser hakkındaki yorumlar en basitinden en absürdüne kadar geniş bir yelpaze gibidir. Aşırı derecede anlamlandırmalar yapmak, tek bir ağaca çok fazla odaklanıp ormanın güzelliğini kaçırmamıza neden olabilir. Çünkü diğer türlüsü olmayan bir hazinenin arayışına geçmek gibi. Elle tutulmayan ve var olduğu söylenen sırlar, mesajlar ise eğer varsalar bizim ötemizdeki dünyalarında var olmaya devam edecekler, tıpkı kargalar gibi...

Bunları Da Beğenebilirsiniz

1 yorum

  1. Çoğu site gibi bir ödev için resmi paylaşmak yerine anlamlarını güzel bir şekilde yazmışsınız. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil

İlginiz için teşekkürler...