Kırda Piknik

Cuma, Haziran 26, 2015



Eserin Başlangıç Tarihi: 1862

Eserin Bitiş Tarihi: 1863

Eserin Yaradılış Yeri: Paris, Fransa

Eserin Bulunduğu Yer: Musée d'Orsay, Paris, Fransa

Eserin Gerçek Boyutu: 208 cm x 265.5 cm

Tür: Tür Resmi

Stil: Realizm - Modernizm (?)

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

Diğer İsimleri: Kırda Öğle Yemeği, Le Déjeuner sur l'herbe, The Luncheon on the Grass

Bir zamanlar, güzellik ve çirkinlik birbirinden net bir şekilde ayrılıyormuş. Günlerden bir gün Güzel ve Çirkin birlikte, bir nehre yüzmeye gitmişler. Güzel nehirde yüzerken, nehirden çıkan Çirkin, Güzel'in elbiselerini giymiş. Güzel de nehirden çıkmak isteyince bakmış ki kendi elbiseleri yok. Bunun üzerine mecburen Çirkin'in elbiselerini giymiş. O günden bu yana insanların büyük bir kısmı Güzel ile Çirkin'i birbirlerinden ayıramaz olmuşlar. Ancak Güzel ve Çirkin'i tanıyanlar, onları gözlerinden ve davranışlarından çıkarabiliyorlarmış.

Hemen hemen hepimiz bu hikayeyi biliriz. Bazı sanat eleştirmenleri de eserde bu hikayenin başkalaşmış bir halini görmekte. Onlar arkadaki figürü Çirkin olarak baz alıp, üzerindeki kıyafetleri Güzel'den çaldığını, kendi kıyafetlerini de yanında götürerek izini kaybettirmeye çalıştığını düşünmekte. Ve yine onlara göre Güzel de, olanca doğallığı ve çıplaklığıyla izleyiciye bakmakta. Şahsi görüşümü paylaşmam gerekirse, çok da mühim değil ama, ben bu görüşteki sanat eleştirmenlerine katılmıyorum.

Manet'nin çocukluk arkadaşı, ressamla birlikte bir pazar günü Argenteuil'de Seine Nehri'ne gittiklerini ve oturup ve oturup beyaz filikaları izlediklerini söylüyor. Bu sırada Manet'nin gözü nehirde yıkanan kadınlara takılıyor ve "Öyle görünüyor ki bir çıplak çizmeliyim. Evet, mutlaka bir tane yapacağım. Atölyede iken bir Giorgione kadınının müzisyenlerle birlikte oturuşunu kopyalamıştım. Tablo çok karanlıktı. Şimdi her şeye baştan başlayıp görünür bir atmosferde bu gördüğümüz insanlara benzer insanlar çizeceğim." dediğini açıklıyor.

Édouard Manet, Seine Nehri'nde yaşadığı an ve aldığı eskiz dışında eserin konusunda Tiziano Vecellio'nun Fiesta Campestre'sinden, kompozisyonunda ise Raffaello Santi'nin tasarladığı ve Marcantonio Raimondi'nin oyduğu Paris'in Yargısı isimli gravürden esinlendi.

1863 yılında tamamlanan bu eser, kendi döneminde büyük tartışmalara konu oldu. Manet eseri bitirdiğinde Paris Salonu sergisine başvurdu. Muhafazakar salon jürisi bu çalışmayla birlikte 3.000 eseri daha "müstehcen" bularak reddedince eser sahipleri bu olayı protesto ettiler. III. Napolyon da bu eserler için Reddedilenler Salonu'nu açtı ve eserlerin yayınlanmasına izin versi. Ve bu eser de diğerleri gibi orada sergilendi. (Paris Salonu: Şehirdeki kamuya açık tek sanat salonu)

Fakat eser, sergide de beklenilen ilgiyi görmedi. Kamuoyuna göre geleneksel doğa manzarasını değil, Paris'in parklarında önüne gelenle yatan bir kadını temsil ediyordu. Dönemin eleştirmenlerinden biri, eseri gören halkın düşüncelerini şu şekilde cümlelere döktü:

"Kibar fahişe sınıfına ait bayağı bir kadın çıplak bir şekilde giyinik iki şehirli züppenin yanında utanmadan oturuyor. Erkekler ise tatillerinde erkekmiş gibi davranan oğlan çocukları gibiler. Bu tablo ressamın bize bir şakası olmalı: Utanç verici ve kapanmaz bir yara."

Eser, "çıplak kadın figürü" barındırdığı ve alışılagelmiş ahlak kurallarını zorladığı için halk ve eleştirmenlerin çoğu tarafından müstehcen bulundu. İşte eser bu yüzden sergilendiği dönemde skandal yarattı, büyük tartışmalara konu oldu. Destekleyenler yok muydu? Elbette ki vardı: Émile Zola, Stéphane Mallarmé, Charles Baudelaire gibi sanatçılar, gelen eleştirilere karşı eseri savundular.

Zola, makalelerinde, eserdeki çağdaş ışık-gölge kullanımına dikkat çekti ve eserin sanatsal değerinin yüksekliğine dem vurdu. Eserle ilgili olarak şunları söyledi:

"Tabloda belirgin olan tek şey, bazı insanların banyo yaptıktan sonra çimlerin üzerinde yemek yediğidir. Ressamın konu seçimi müstehcen ve gösterişli kabul ediliyor. Oysa onun tek yapmak istediği güçlü tezatlar ve cesur şekiller yaratabilmektir. Ressamlar, özellikle de Manet gibi analitik düşünen ressamlar, halkın tek ilgilendiği şey olan konuyu umursamazlar. Örneğin tabloda, çıplak kadının varlığının sebebi ressama beden çizme şansını tanımasıdır. Bu eserde bakmanız gereken kırda yapılan bir piknik manzarası değil, göze çarpan ve zekice hazırlanmış geçişleriyle, geniş boyanmış ön planıyla, ışığı ve narin arka planıyla tüm görüntüdür. Yumuşak ve sert şekillere ve özellikle de arka plandaki yeşil yaprakların üzerine serpiştirilmiş beyazlara dikkat ediniz."

Manet'nin tuvalindeki anlamın, makullüğün reddinde saklı olması, ressamın eserlerini kendi yazdıklarıyla özdeşleştiren gerçekçi roman yazarı Émile Zola'yı olduğu kadar sanat anlayışı Zola'dan çok farklı olan sembolist şair Stéphane Mallarmé'yi de etkiledi. Mallarmé, Manet'nin sanat anlayışını ve önceliğinin dış dünya değil tuvali olmasını takdir ettiğini açıkladı. O dönemde hâlâ popüler olan Jean Auguste Dominique Ingres'in klasik tarzından farklı bir stile sahip Kırda Piknik hakkında Antonin Proust ve Zacharie Astruc da olumlu konuştular.

Eseri basitçe betimleyecek olursak; modern giyimli iki adam çıplak bir kadınla sohbet ediyorlar. Arka planda ise başka bir kadın yıkanmak üzere. Piknik sepetinin içindeki meyve ve ekmekler ile elbiseler yerde gelişigüzel olarak dağıtılmış.

Figürlere yoğunlaşalım...


Sağ taraftaki adam figürünü sağ elini karşısındaki adama uzatmış, sol elinde bir baston var. Başında siyah bere, boynunda genişçe bağlanmış turuncu kravat, siyah ceket, gri pantolon, siyah ayakkabı ve beyaz bir gömlek giyen bu adam figürünün modelliğini ressamın erkek kardeşi Gustave'ın ta kendisi. Adamın sağ eli Paris'in Yargısı'nı anımsatırken eserin tamamı genel olarak bir anlam ifade etmiyor. Adamın yüzünün diğer adama doğru dönük olması sohbet içinde olduklarını gösteriyor.


Yine ressama birçok eserinde olduğu gibi Victorine Meurent çıplak kadın figürü için modellik yapmış. Sağ elinin baş parmağı çenesinde olan ve yüzünde çok hafif bir neşe duygusu barındıran bu figür doğrudan olarak izleyicinin gözlerinin içine bakmakta. Bunun nedeni ise izleyicinin dikkatini çekerek, bizlerin resmin yüzeyine bakmamızı sağlamak. Buradaki kadın figürü cinsellik teması çağrıştırmıyor. Bunu nasıl anladık? Etrafındaki erkekler onun çıplaklığı, başka bir deyişle cinselliği ile ilgilenmiyorlar, hatta bakmıyorlar bile.

İleride ressamın kayın biraderi olacak heykeltıraş Ferdinand Leenhoff ise üzerinde siyah kravat, siyah ceket ve gri pantolon ile diğer adam figürü için tuval karşısına geçmiş.


Arka planda nehre girmiş banyo etmeye hazırlanan eğilmiş başka bir kadın figürü daha var. Bu da muhtemelen Suzanne Leenhoff. (Ressamın eşi, gelecekteki)


Ve yine nehirde küçük bir tekne var. Arka plandaki ağaçlar, barbizon ekolünü anımsatacak biçimde çizildi.


Ressam tablonun sol alt köşesine yerleştirdiği meyvelerle natürmont geleneğe yer vermekte. Natürmont; cansız varlıklarla oluşturulan sanat eseri.

Bugün bizler o dönemdeki insanların tabloyu neden "skandal" olarak gördüğünü anlayamayabiliriz. Ayrıca insanlar bir sergide ilk kez de nü figür görmüyordu. Onları rahatsız eden şey; çıplak kadın figürünün kıyafetlerinin hemen yanında gelişigüzel yere atılmış olması, gözlerinin izleyicinin gözlerinin içine doğrudan bakması ve yüzünde utanç duygusu olması gerektiği yerde (çünkü çıplaklık utanç doğurur-du) hafif bir neşe, çekicilik olması. O dönemde çıplak vücutlar çizilecekse tablonun konusu uzak çağlardan ya da yerlerden seçilirdi. Ama Manet, bunun yerine tüm gerçekliğiyle "an"ı tasvir etti. Tabloda ressam, karakterlerinin ne yaptığını değil, onları ve çevrelerini nasıl algıladığını anlatmaya çalıştı. Karakterleri üç boyutlu figürler olarak değil, parlak renklere sahip geniş iki boyutlu şekiller olarak çizdi.

Manet, bu eserde tamamen gerçekçiliği yansıtıp (tablodaki gerçekçilik, süregelen resim geleneğini kırıyordu) yeni bir akım başlattı. İlerde bunu "modernizm" olarak adlandıracağız. Geniş fırça darbeleri kullanarak renk konusunda devrim yaptı. Güçlü kontrastları tercih etti. Fırça vuruşlarını gizlemek için kendisinden önceki ressamların yaptığı gibi herhangi bir gizleme arayışına girmedi. Hatta bazı bölgelerdeki boyamalar tam olarak bitmemiş gibi görünüyor, bunu da bilerek böyle resmetti. Işıklandırma konusunda da modernizme ışık yaktı. Bu konuda ikileme düşüyorum. Çünkü figürlerin bulunduğu ortam orman, açık hava. Fakat erkek figürlerden birinin başındaki bere iç mekanlarda giyilen berelerden. Ve yalnızca ışıklandırmaya bakarsak figürlerin iç mekanda olduğunu söyleyebiliriz. Ama orman açık alandı... Bu yüzden tuhaf bir ikilem söz konusu, bu konu hakkında kesinlikten söz edemiyoruz. Geçişlere baktığımızda ise, çok keskin olduğunu söyleyebiliriz. Birçok ressam gibi tonları yumuşatarak ışık gölge geçişleri yapmayı reddetmiş.

Bir diğer görüşe göre eserdeki iki kadın figürü birbirleriyle çapraz olarak bağlantılı. Çıplak kadın figürünü ele alalım. Yüzü Victorine'e aitken, bedeni Suzanne'e ait. Çünkü Suzanne'in (ressamın eşinin) vücudu çok daha sağlam ve güçlü duruyordu ve ressam da bundan faydalanmak istedi.

Manet o dönemde yapılan alışılmış aktiviteleri kırda yapılırken resmederek izlenimcilik (doğadaki unsurları kişinin kendi oluşturduğu izlerle resimlere aktarması) akımını tema olarak kullandı.

Kendi döneminde "skandal" olarak adlandırılan eser, sanat tarihi içerisinde "modernizm" akımının bir simgesi haline geldi. Günün birinde sonraları ismini "kübizm"in temellerini atan ressam olarak okuyacağımız biri çıktı, Manet'i anladı. Ve her yaşında tarihi tekerrür ettirdi. Eserin 27 farklı tablo versiyonunu, 140 eskizini, üç karton maketini, seramik tabaklarını, gravürlerini ve tiyatro sahnesi modellerini 1970'lere kadar kendi yorumunu katarak, yorulmadan sayısız kez kopyaladı. Bu ressam Picasso'dan başkası değildi...

Eser, ayrıca Mary Cassatt, Paul Cézanne, Claude Monet, Francisco Goya gibi ressamları da etkiledi.

Şuna da bir açıklama getirmek istiyorum. Tablo bir manzara resmi ya da tarihi resim değildir. Natürmort ya da nü de değildir. Bu türlerin daha fazlasıdır. Manet, modern bir ressam olarak eserine "güzel bir resim" haricinde hiçbir şey koymamayı düşünmüş ve tabloyu sanata dikkat çekmek için kullandı. Kırda Piknik'i gizemli, anlaşılmaz, kışkırtıcı ve edepsiz gösteren de ressamının bu uğraşıdır.

Meraklılara:

Çıplaklık, Soyunukluk ve Utanç

Tuvaldeki Başyapıt Belgeseli - 17. Bölüm


Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...