Sabah Güneşi

Pazar, Mayıs 10, 2015


Ressam: Edward Hopper

Eserin Bitiş Tarihi: 1952

Eserin Bulunduğu Yer: Colombus Museum of Art, Ohio

Eserin Gerçek Boyutu: 101.98 cm x 71.5 cm

Tür: Tür resmi

Stil: Yeni Gerçekçilik

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

Orijinal ismi "Morning Sun" olan resim hakkında uzun uzun konuşmak istiyorum. Çünkü kendime özel oluşturduğum seçkinin en değerli parçalarından biri ve seviyorum. Öncelikle şunu belirtmek isterim; bazı kaynaklarda tablonun canlı renklerle oluşan benzerini görebilirsiniz, karşınıza çıkarsa şaşırmayın. Yukarıya koyduğum resim ise orijinal hali.

Bu sabah yatağımda kötü uyandım. Gözlerim ufukta sabit ve bu egzotik kentin ışıklarına odaklandım. Hemen hemen her gece giydiğim ve en sevdiğim, kalçalarıma uzanan kısa geceliğimi giymiş burada oturuyorum. Vücudum bu pozisyonda yorulmuyor. Bacaklarımın saten çarşaf üzerinde kaymaması için kollarımla onları tutuyorum. Ve saçlarımı öyle mükemmel topladım ki, tek bir tutam bile dağılıp omzuma düşmez. İşe gitmem gerek. Fakat daha önce hiç güneş ışıklarının ellerimden yüzüme doğru yükselişini izlememiştim. Bedenim de bunu uzun zamandır hissetmemişti. Hiç bir anda bu kadar genç hissedebileceğimi düşünmemiştim. Hepiniz beni görmek istediğiniz gibi görüyorsunuz, fakat ben onun (ressamın) bende ne gördüğünü bilmek istiyorum.

Burada oturup sabah güneşini izleyen bu kızda ne buldu?

Edward Hopper, bana göre modern kent üzerinde insan izolasyonunu anlatan en iyi ressamdır. (Bkz: Gece Kuşları) Yukarıda gördüğümüz Sabah Güneşi tablosunda sanatçıya 43 sene birbirlerini severek ve döverek (yeri geldiğinde ısırarak) evli kaldığı eşi Jo poz vermiş. Tırnak içinde anlatmaya çalıştığım hikaye ise resimdeki karakterimizin (Jo) düşünceleri, kısaca resmin öyküsü. Yabancı bir kaynakta basit bir dille anlatılmış halini okudum ve biraz süsleyerek sizlere çevirmeye çalıştım. O zamanlar Jo’nun düşünceleri bunlarmış. Genel olarak da resmi de betimlemiş, incelemiş olduk.


Şimdi gelelim detaylara:

Kadın figürünün baş kısmına bakalım. Tek bir gözü görünüyor. Kadın pencereye doğru. Her birimiz pencereye yöneldiğimizde pencerenin aydınlığı gözlerimizi parlaklaştırır öyle değil mi? Peki, kadının görünen tek gözü neden simsiyah? Çünkü kör. (Siz görme engelli de diyebilirsiniz)

Figürün arka planına duvar-pencere açısının bütününe bakalım. Ne kadar da boş görünüyor öyle değil mi? Bazı sanat eleştirmenleri, bu bölgenin boş olmasını ressamın bireylerin kent yaşamındaki yalnızlığına değinmesine bağlar. Hopper'ı az çok anlattık, insan izolasyonu dedik, iletişim kopukluğunu, yalnızlığı gördük eserlerinde. Ve ben yine ‘bazı sanat eleştirmenlerine’ katılıyorum.

Hopper, resimleri arasında bağlantı kurarak ilerler. Her yaptığı resimde bir öncekinden izler taşır. Bu onun ilerleme (adım alma) yöntemidir. Bir önceki paylaşımda sizleri düşündürme nedenimiz buydu, daha önceki günlerde paylaştığımız Hopper çalışmalarını inceleyerek tabloyu anlayabilirdiniz.

1952 yılında Edward Hopper tarafından yapılan Sabah Güneşi, ilk kez bir kişinin algısını bu kadar açık betimlemiştir. Resim, içsel gerçeklik ve dış dünya arasındaki ara buluculuğu başarıyla göstermektedir.

Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...