La Grande Jatte Adası’nda Pazar Öğleden Sonra

Pazartesi, Mayıs 11, 2015



Eserin Başlangıç Tarihi: 1884

Eserin Bitiş Tarihi: 1886

Eserin Yaradılış Yeri: Fransa

Eserin Bulunduğu Yer: Şikago Sanat Enstitüsü

Eserin Gerçek Boyutu: 207.5 x 308 cm (2 metreye, 3 metre)

Tür: Tür resmi

Stil: Ard İzlenimcilik, Puantilizm (Noktacılık)

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Tuval

Tablo hakkında elbette ki konuşulacak çok şey var fakat işe eserin orijinal ismini söylemekle başlayalım: "Un dimanche après-midi sur l'île de la Grande Jatte" Bu benim bir işime yaramayacak diye düşünebilirsiniz fakat göz aşinalığı olması açısından hemen hemen her tablonun orijinal ismini de vermeye çalışıyorum. Çünkü çeviriler anlamı kaydırıyor bildiğiniz gibi. (Film isimlerinden örnekler verebiliriz) O yüzden orijinal isimlere de bir kez bakmanızda fayda var.

Başlarda İzlenimciliği (Empresyonizm) benimseyen Georges Seurat'nın bu tablosu zamanla İzlenimciliğin kurallarına tepki olarak doğan Yeni-İzlenimciler (Art-İzlenimcilik) tarafından Noktacılık (Puantilizm) tekniğinin en iyi örneklerinden biri kabul edilir. Onun bu eseri diğer Empresyonistler (Renoir, Monet vb.) gibi değil daha farklı olup İzlenimciliğin kurallarını aşan farklı bir eser olduğu için önem taşımaktadır.

Paris'te La Grande Jatte adasının sahilinde bulunan insanları manzaraya karşı dinlenirken resmeden Seurat, tabloya 1884 yılında başladı ve bitirmesi iki yıl sürdü. Boyutlarından da anlayacağınız üzere çok büyük bir tuval kullandı. Resim, ressamın bilinen en büyük tablosu. Seurat, parkın manzara görüntüsü üzerine tüm dikkatini yoğunlaştırarak arazi görüntüsünü tuvaline işledi. Daha sonra orijinal figürleri işlemeye başladı. İlk başta karakalem daha sonra yağlıboya eskizler yaptı ve bunları zaman zaman değiştirdi. Figürleri çalışırken, parka gider, eskiz defterine gördüğü figürlerin değişik hallerini resmederdi ve bunu çok sık yapardı. Çünkü figürleri ana tablo üzerine oturtunca, figürlerin tabloya uyum sağlaması ve formlarının en uygun pozisyonda olması gerekiyordu. Georges Seurat bir marangoz olsaydı, burada ince ince hesaplanan ve işlenen bir işçilikten söz edebilirdik. Figürlerin doğal ortamında önce eskiz defterlerine sonra atölyedeki ana tuvale aktarılması Seurat'nın hemen hemen her resmine uyguladığı yöntemlerden biridir.


Ressamın resimde uyguladığı üslup, çok küçük minyatür renkli noktaları birbirine karşıt olacak şekilde yan yana koymaktı. Önce tamamlayıcı renklerden oluşan küçük yatay fırça darbeleriyle bir kat oluşturdu. Ve sonra yine tamamlayıcı renklerden oluşan ve uzaktan bakıldığında katı ve ışıltılı formlar olarak gözüken küçük noktalar ekledi. Bu yöntem, noktaların iç-içeliğini gören seyircinin gözü ve beyinin de bir optik illüzyon ile tek bir renk gibi algılanmasını sağladı. Uygulanan bu tekniğe Seurat önce ayırma, bölme, parçalama anlamına gelen "Divizyonizm" adını vermekteydi fakat günümüzde noktalama anlamına gelen "Puantilizm" denilmektedir. Noktalama tekniği kullanmak suretiyle hazırlanan bir tablodaki renklerin, geleneksel fırça darbeleriyle yapılan tablolara kıyasla, daha kuvvetli ve parlak olacağını iddia ediliyordu. (Hemen yukarıda bulunan resimdeki ağaçlara bakabilirsiniz, orada daha belirgin) Seurat, bu tablonun nispeten ortasında bulunan figürleri daha canlı ve parlak görüntülü olmalarını sağlamak için tablonun etrafına resimdeki renklerin zıttı renklerle bir bant görüntüsü oluşturdu. (Tabii ki, noktalarla. Yukarıdaki resmin kenarlıklarına bakabilirsiniz) Geçişler hakkında aşağıya bıraktığım görseli inceleyebilirsiniz.


Eserin kompozisyonu ve figürleri de yukarıda değindiğimiz gibi ince ince işlenmiştir. Tabloda toplam 48 insan, 3 köpek, 1 maymun ve 8 kayık/tekne görülüyor. Bunların her biri, tabloda görünen görüntülerinden önce çok sayıda ön çizim yapılarak tabloya yerleştirildi. Bütün bu teknik özellikleri, incelikleri, hesaplamaları bir arada düşündüğümüzde eserin "sistematik" olduğunu söylesek pek de haksız sayılmayız.


Biraz figürleri inceleyelim. Ressam ön planda ayakta duran ve oturup/uzanan hareketsiz figürlere yer verirken orta plan ve geri planda kürek çekenler, yürüyen insanlar, sıçrayan köpek, kırmızılı kız çocuğu bir miktar da olsa hareketlik katmış. Fakat resmin geneline baktığımız zaman bir durağanlık, hareketsizlik söz konusu. Bu oyuncak askerler gibi resmedilen figürler ressamın o dönemde çok fazla eleştiriye maruz kalmasına neden olsa da ilerleyen dönemlerde (Postmodern dönem) bu figürlerin orta seviyedeki Fransız halkını çok iyi aktardığı anlaşılmıştır. Eserdeki figürlerin çoğunun yüzü nehre dönük. Nehrin resimde çok küçük bir bölümü görünmesine rağmen, figürler kadar izleyicinin de dikkatine takılır. Çok az görebilmemize rağmen ne kadar hoş görünüyor öyle değil mi?

Aşağıdaki video Khan Academy'nin Türkçeleştirilmiş bir yorumu:

Bunları Da Beğenebilirsiniz

2 yorum

  1. Çok teşekkür ederim ayrıca siteme buyrun http://islamguzelahlaktir.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için teşekkür ederim, görüş bildirmeniz beni çok mutlu etti. Barış ve sevgiyle ♥

      Sil

Yorumunuz blog yöneticileri tarafından onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. İlginiz için teşekkürler...