Değirmen

Çarşamba, Mayıs 13, 2015



Eserin Başlangıç Tarihi: 1645

Eserin Bitiş Tarihi: 1648

Eserin Bulunduğu Yer: Ulusal Sanat Galerisi / The National Gallery of Art, Washington.

Müzeyi sanal olarak gezmek için buraya tıklayın.

Eserin Gerçek Boyutu: 88 × 106 cm.

Tür: Manzara

Stil: Barok

Teknik: Yağlıboya

Materyal: Panel

GÖK GÜRÜLTÜSÜ VE GÖKYÜZÜ IŞIKLARI, ŞİMŞEKLER

KOYUN MELEMESİ

İNEK BÖĞÜRTÜSÜ

Resmin geneline baktığımızda ilk dikkatimizi çeken karanlık bulutlar sayesinde gökyüzünde oluşan ışık geçişleri. Kenarlarda siyah (bana göre korkutucu) bulutları, uzaklarda ise mavi gökyüzünü görüyoruz. Anladığımız kadarıyla fırtına geçiyor.


Artık insanlar normal hayatlarına dönmeye başlamışlar. Yakınlaşarak bakınca figürlerden anladığımız kadarıyla bir kadın ve bir çocuk aşağıya nehre doğru yürüyorlar. Başka bir kadın, nehirde çamaşır yıkayarak, bu çamaşırların pürüzsüz su üzerinde oluşturduğu dalgaları diz çökerek izlemekte. Arka tarafında bir adam ayaklarını birbirine dolamış bekliyor. Balıkçı kürek çekerek teknesini kıyıya yanaştırıyor. Nehrin karşısında koyun ve inekleri barış içinde otlatacak büyüklükte, ağaçlar ve yeşilliklerle dolu bir yer bulunuyor. Geçen o korkunç fırtınadan sonra o bölge oldukça sakin görünüyor.


Gökyüzü ışıklarının arasında görünen tepede bir yel değirmeni var. Yelkenleri çok büyük. Yel değirmeni aynı zamanda Hollanda'nın sembollerinden biridir. Ve Rembrandt van Rijn, kuşkusuz ki Hollanda'nın en ünlü sanatçılarından biri. Rembrandt'ın babası Leiden kenti yakınlarındaki eski Rhine Nehri kıyısındaki bir değirmen sahibiydi. Değirmene "De Rijn" ismi verilmiş, bu Hollanda dilinde "Rhine" anlamına gelmekte. Ve daha sonra aile bu ismi kendi isimleri olarak seçti. Rembrandt'ın ismindeki Rijn buradan gelmekte. 17. yüzyılda yel değirmenleri Hollandalıların geçim kaynağıydı. Değirmenler sadece mısır ve arpa için değil, aynı zamanda denizlerin taşmasını önlemek için yeryüzüne su pompalamak için de kullanılırdı. Buradan anladığımız kadarıyla yel değirmenlerin ülkenin refahına oldukça katkıda bulunmuş. Bu açıdan resim bir bakıma Hollanda'nın portresidir.

Rembrandt, eskiz defterini yanına alarak sık sık doğayı gözlemlemek için kırsal kesimlere yürüyüşe çıkardı. Hollanda'nın benzersiz manzarasını, çiftlikleri, su yollarını, köprüleri, evleri, değirmenlerini çizim defterine ustalıkla aktardı. Değirmen "The Mill", Rembrandt'ın büyük manzara resimlerinden biridir.

Her ne kadar anlatımda resimdeki mekan Rembrandt'ın babasının yel değirmeni gibi görünse de aslında bu mekan hayalidir ve neresi olduğu bilinmiyor. Gerçekte o dönemde böyle bir yer var mıydı o da belli değil. Hayal dünyasının bir ürünü de olsa bu resmi önce eskiz defterine sonra yağlı boya ile ağaç panele aktarmak hiç kolay görünmüyor.

Resimde fırtınadan sonraki sessizlik muhteşem bir şekilde aktarılmış. Düşünün, böyle bir gün net boyama olmaksızın nasıl farklı bir şekilde aktarılabilir?

Bunları Da Beğenebilirsiniz

0 yorum

İlginiz için teşekkürler...